SİYASET: Kılıçdaroğlu konuştu!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirerek, taşeron işçilerin sorunlarına ve asgari ücretin yetersizliğine dikkat çeken açıklamalarda bulundu. CHP lideri, hapiste olan gazetecileri de hatırlatarak yargı sistemini eleştirdi. “Gazetecinin sadece kalemi var onu da 3 kez müebbet ile yargılıyorsunuz” diyen Kılıçdaroğlu, “Gücünü saraydan alan bir yargı yargı değildir, sarayın kölesidir. Bu yargıçlar bu ülkeye hakkı, hukuku ve adaleti getiremezler” diyerek tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle;
Bütün çocuklarımıza sahip çıkacağız. Bunun sözünü bütün annelere veriyorum.
Naim Süleymanoğlu vefat etti. 1988 Seul Olimpiyatları’nda, 1992 Barcelona, 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda Türkiye’ye altın madalya getirdi. Hepimizi gururlandırdı. Kendisine sonsuz şükranlarımızı her zaman ve her ortamda sunduk. Yüz yılın en büyük sporcusu olarak tarihe geçti. Allah rahmet eylesin diyoruz. Baş sağlığı dileklerimizi iletiyoruz.
Taşeron işçiler çalıştayını gerçekleştirdik. Taşeron işçiler görünmeyen, hak aramaktan çekinen işçilerdir. Bütün hastanelerde, TBMM’de, bakanlıklarda bunları görebilirsiniz ama bunlar görünmez insanlardır. Kıdem tazminatı haklarını alamayan işçilerdir. İş güvenliği olmayan arkadaşlarımızdır. Yargıda haklarını arayamayan insanlardır. Bunlar işten atıldıklarında yargıya başvurup mahkeme masraflarını karşılayamayan insanlardır. Bunlara sonuna kadar sahip çıkan tek bir parti var o da CHP. Bütün taşeron işçisi kardeşlerime sesleniyorum. Sizin davanıza sonuna kadar sahip çıkacağız. Bu kurultayı da bu gerekçe ile yaptık. TÜRK-İŞ’e, HAK-İŞ’e ve DİSK’e sevgilerimizi saygılarımı gönderiyoruz, taşeron işçilere sahip çıktıkları için.

TAŞERON İŞÇİLER ÇALIŞTAYI BİLDİRGESİ

Taşeron işçilik modern kölelik sistemi. Sistem çalışma yaşamını kurarsızlaştırmaktadır. Bütün yetkiler bir kişide. Burada da bütün yetkiler taşeronda. Yukarıdaki de aynı şeyi yapabilir. Yaşanan sistem, bugün yaşadığımız siyasal sistemin pek de dışında değil. En ağır işi yapıyorlar ama asgari ücretin ötesine geçemiyorlar. Asgari ücret üzerinden para ödeniyor ama o paranın bir kısmı sonra taşeron tarafından tahsil ediliyor. Biz bu gerçeği de biliyoruz. İş kazalarında ölen işçilerin büyük bir kısmı taşeron işçiler. Kadroları çalışanlara verilen yakıt, ulaşım, aile ve çocuk yardımı gibi pek çok yardımdan taşeron işçileri yararlanamıyor. Kamuda çalışan taşeron işçiler yıllardır kadro vaadi ile oyalanmakta ve adım atılmamakta.
Kadro verilirken kişinin kimliğine, inancına, yaşam tarzına, siyasi görüşüne bakarak kadro verilmeyecek. Acaba nasıl biz uyuturuz diye arayışın içindeler. Size sordular mı bu konuda ortak toplantı yaptınız mı? Hayır. Kapalı kapılar ardından bir şeyler yapıyorlar.
Bir taraftan size kadro vereceğiz diye çalışma yapıyorlar. Öbür taraftan da kamu kurumlarına genelge gönderiyorlar. Taşeron işçiye sözleşmeyi 3 yıl yapın diye. Kaldırmayacağız demek bu. Siz kanar mısınız? Hiçbir taşeron işçisi kanmaz. Sandık gelecek, bekledim kadro vermedin, şimdi ben hakkımı arıyorum diyeceksiniz.

‘ASGARİ ÜCRET EN AZ 2 BİN LİRA OLMALI’

Asgari ücret net 2 bin lira olmalı dedim. Hatırlar mısınız? Asgari ücret net 1500 lira olsun dediğim zaman kıyameti koparmışlardı. Ne yaptık? Bizim bütün belediyelerde asgari ücret net 1500 lira dedik. Demek ki oluyor. Biliyorum, 2 bin lira asgari ücret olur mu? Evet olur. Asgari ücret vergiden muaf olur. Zaten otomatikman 2 bin lira yapıyor. Söylediğim sözün hangi gerekçe ile söylendiğini bilsinler. Asgari ücret tespit komisyonunda görüşülecek. Asgari ücret önümüzdeki dönemde en az net 2 bin lira olmalı. 2 bin lira yüksek.
Buna karşı çıkanlara şu teklifi yapıyorum: Ayda 1400 lira verelim sadece bir ay ve geçin diyelim.
Faiz lobilerine para buluyorsun. 15 yılda bir avuç faiz lobisine 145 milyar dolar para verdiler. Çalıştılar mı? Ellerinde viski bardakları ile oturdular dünyanın parasını aldılar. İçeride de bir grup faiz lobisine para ödediler. 620 milyar lira. Onlara da para buluyorsun. Asgari ücretliden vergi alıyorsun.
Biz faiz lobisinden alacağız, ranttan alacağız, asgari ücretliye vereceğiz. 1300 lira yaptılar, sonra yüzde 7.9’luk zamla 1404 lira oldu. Peki, son bir yılda ne oldu? Sadece patatese yüzde 49 zam geldi. Tereyağ yüzde 37.3, nohuta yüzde 34, her şeye zam geldi, hepsi de yüzde 10’un üzerinde, yüzde 20’nin üzerinde. Ankara’daki beyler asgari ücretlilerin sırtına binmiş keyiflerini sürüyorlar. Bu oyuna artık son vereceğiz.Taşeron işçisi ile, asgari ücretli ile, çocukları aylardır hapishanelerde olan annelerle birlikte mücadele edeceğiz.

“PARA ÖDEMEMEK İÇİN İYİCE HASTALANDIKTAN SONRA ACİL SERVİSE GİDİYOR”

Hastaneye gitse, ilaç katılım payı yüzde 20, muayene payı, 6-12 lira arası. Reçete için kağıda para verecek. Kutu başı, 3 kutudan fazla olursa fazla ücret verecek. Tetkik, erken muayene ücreti verecek. Zaten ne veriyorsun da bu paraları istiyorsun. Taşeron işçisi bu paraları ödememek için bekliyor, iyice hastalandıktan sonra acil servise gidiyor. Orada para yok. Acil servise başvuran hasta sayısı 1 yılda 110 milyon 115 bin kişi. Nüfustan fazla. Vallahi de billahi de bunların yatacak yeri yok. Türkiye’nin bu rotadan çıkması lazım. Herkes düşünsün.
Bunlar bu milletin yakasından düşmek zorundadırlar. Türkiye’yi iyi yönetemiyorlar. Ekonomi, tam bir felaket. Eğitim politikası, hiç kimse memnun değil. İktidar partisine oy veren anne de memnun değil. Memleket KHK’larla bir kişinin iradesi ile yönetiliyor. Biz bu anlayışı değiştirmek zorundayız.
Gücünü saraydan alan bir yargı yargı değildir, sarayın kölesidir. Bu yargıçlar bu ülkeye hakkı, hukuku ve adaleti getiremezler. FETÖ ile mücadele diyorlar. Hangi FETÖ ile mücadele? Ağan varsa tamam, bir de kayınpeder varsa hiç sorun yok.
Gazeteciler hapiste. Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak. Atilla Taş var, tahliye oldular. 57 gazeteci 3 kez ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor. Meclis’i bombala emrini veren adam 1 kez müebbet ile yargılanıyor. Gazetecinin sadece kalemi var onu da 3 kez müebbet ile yargılıyorsunuz. Yargıtay diyor ki, cebir ve şiddet gerekir diyor müebbetle yargılanması için. Ne yaptı? Yazı yazdı. Bu hukuk değildir.

RASİM OZAN KÜTAHYALI’NIN SÖZLERİ

Bunların bir de yandaşları var. Kanal kanal gezerler. “Şu CHP var ya, Kılıçdaroğlu doğmadan önce bu olmuş.” Ne yapayım kardeşim? Geçenlerde birisi göçmenler için çok ağır bir ifade kullandı. Bütün göçmenleri derinden yaraladı. Onlar ortak bir duyuru imzaladılar. Ben buradan ister Türkiye’de olsun, ister Bosna’da olsun, Arnavutluk’ta olsun, Yunanistan’da olsun bütün göçmen kardeşlerime ve bütün soydaşlarımıza buradan selam, sevgi ve dostluklarımızı gönderiyoruz. Sizin yanınızdayız sonuna kadar. Ve onlara Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü ile seslenmek istiyorum: Muhacir diye küçümsenenler tarihin yazdığı savaşta en geriye kalanlar, düşmanla sonuna kadar dövüşenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.

BİNALİ YILDIRIM’A SORUYORUM: SİZİN İRADENİZDE Mİ, SARAYIN İRADESİNDE Mİ?

Cennet belgeleri ile ilgili sayın Binali Yıldırım, “buradan davet ediyorum her türlü soruşturma yapılabilir, çocuklarımın dokunulmazlığı yok” dedi. Ben de gayet güzel teşekkür ettim. Bir araştırma önergesi vereceğiz, önce araştıralım dedik. Grup başkanvekili arkadaşlarımız birer önerge verdiler ama bu AK Parti milletvekillerinin oyları ile reddedildi. Ben Binali Yıldırım’a sesleniyorum. AK Parti grubunun bu önergeyi reddetmesi sizin iradenizle mi, yoksa sarayın iradesi ile mi? Ben sarayın iradesi ile olduğu kanısındayım. Binali Yıldırım sözünde durur diye düşünüyorum. Grubun önergeyi reddetmesi başlı başına bir ayıp. Hangi ülkeler vergi cennetleri ‘bunu bakanlar kurulu belirler’ diyor. Parlamento sana görev vermiş. Sen bu görevi yapmıyorsun ve arkadan bunu araştıralım dediğimiz zaman reddediyorsun. Dolar bozdurun diye bağırıyorlar. Sen dolarları habire oraya gönderiyorsun. Asıl sen getir dolarları burada bozdur. O da gelmiyor. Bu ahlaki de değil.

“BUNUN CEVABINI BEKLİYORUM…”

“Yastık altında dövizi olan kardeşlerim bu paraları altına ve Türk lirasına yatırın. Milliyiz, yerliyiz biz” diyor. Söyleyen Recep Tayyip Erdoğan. Ben Çorlu’da açılışta konuşma yaptım. Dedim ki, “Senin çocuklarının yurt dışı hesaplarına gönderdiği milyonlarca para var mı?”. Bir daha söyleyeyim, çocuklarının, dünürünün, eniştenin, kardeşinin, eski özel kalem müdürünün, yurt dışında, vergi cennetinde bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiklerini biliyor muydun? Sen misin yerli ve milli, ben miyim yerli ve milli? Bunun cevabını bekliyorum.

“BIRAK BU AYAKLARI”

İstediğin kadar CHP de, bırak bu ayakları. Kaç milyon dolar paran var? Çıkar bakalım. Bir de bağırıyor. “Vay efendim” diyor, “Faiz lobisine çalışıyorsunuz” diyor, kızıyor. CHP diyecek ama CHP iktidarda değil, kim yönetiyor peki bu ülkeyi. Memleketi Fransızlar yönetiyor da bizim haberimiz yok. Öyle yönetiyorsun ki kızdığın adamı atın içeri diyorsun atıyorlar. Sen faizi bilinçli olarak indirmiyorsun. Çıkar bir KHK faiz sıfırdır de. Merkez Bankası’ndan şikayet ediyor. atamayı sen yaptın. Trump’ın imzası mı var? Yok. Fransa Başkanı’nın mı imzası var? Yok. Dolar aldı başını gidiyor.
Bakan açıklama yapıyor, “Cam filminde hedef yasağı kaldırmak” diyor. Yasağı getiren sizsiniz. Kaldıracak olan da sizsiniz. Anlamak gerçekten mümkün değil. Bütün ekonomik kararları bunlar alıyorlar. Dolar, avro aldı başını gidiyor. OHAL’i kaldırmam diyor, o zaman niye şikayet ediyorsun, bütün yetki zaten sende. Bu memlekete gelen bütün felaketin tek sorumlusu sensin arkadaş. Ekonomik tablo da CHP’nin yüzünden oldu diyecekler ama diyemiyorlar. Sizde hiç akıl yok mu kardeşim? Siz memleketi akılla mı, başka bir şeyle mi yönetiyorsunuz?

“TÜRK ASKERİNİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLİRKEN NOTA VERDİLER Mİ? VERMEDİLER…”

Sıra geldi Rıza Sarraf’a. Rıza Sarraf çok önemli bir adam. Cumhurbaşkanı gitti, bize verin, tık yok. Başbakan gitti tık yok, bakanlar gittiler, tık yok. Arkasından 2 sefer nota verdiler, “Nerede?” diye. Niye bu kadar düşünüyorsun? Ben merak ediyorum, Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde bunlar nota verdiler mi? Vermediler. Veremezsin, Rıza Sarraf suç ortağı da onun için. Devlet protokolünde yeri vardı.

SÖZCÜ