SİYASET: Kılıçdaroğlu’ndan ‘başkanlık sistemi’ açıklaması

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili “‘Fiili durum var, fiili durumu yasal hale getirelim’. Niye fiili durumu yasal hale getiriyoruz? Neden ona ‘Sen neden yasalara uymuyorsun, Anayasa’ya uymuyorsun’ diye bir hatırlatma ihtiyacı duymuyoruz? Eğer onun isteğini yerine getireceksek, bir kişinin arzusunu yerine getireceksek o zaman bu parlamentonun iradesi ne oluyor?” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. FETÖ soruşturmaları kapsamında kamudaki görevden almaları eleştiren Kılıçdaroğlu, “Darbe fırsatçılığı yapılıyor. Bütün mağdurlara sahip çıkmak görevimiz. Bir ruh vardı. Üç kez vurunca gelecek olan ruh. Neymiş? Yenikapı ruhu varmış. Yenikapı’da insanlar mağdur edilecek diye bir görüş birliği mi sağlandı? Hayır böyle bir şey olmadı. Bir insanı aile boy açlığa mahkum etmek hangi vicdanda var?” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANIN ARASINDA HİÇBİR UYUM YOK”

Ekonominin iyi gitmediğini savunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Kimin devleti yönettiği belli değil. Bir cumhurbaşkanı iki başbakan var. Birisi asıl birisi gölge. Cumhurbaşkanı ve başbakanın arasında hiçbir uyum yok. Kimin ne yaptığı, kimin ne söylediği belli değil. Yönetimin asıl amacı memlekete huzur getirmektir” diye konuştu.

“PARLAMENTER SİSTEM KALKABİLİR, DİYORSANIZ BAŞKALARI TARAFINDAN TESLİM ALINMIŞSINIZ DEMEKTİR”

Darbe girişiminden sonra Meclis’te grubu bulunan 4 partinin ortak imzasıyla yayımlanan bildiriyi hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Altını çizdiğimiz bir şey var. ‘Demokratik parlamenter sistemi yıllar içinde geliştirmiş’ diyor. Yani demokratik parlamenter sisteme sahip çıkan bir TBMM var. Şimdi ben Sayın Meclis Başkanı’na ve diğer siyasi partilerin liderlerine ‘İmzanızı inkar mı ediyorsunuz, imzanıza sahip mı çıkıyorsunuz?’ sorunu sormak zorundayım. İmzaya sahip çıkıyorsanız demokratik parlamenter sisteme de sahip çıkacaksınız. İmzama sahip çıkmıyorum, diyorsanız; demokratik parlamenter sistem kalkabilir, diyorsanız o zaman siz başkaları tarafından teslim alınmışsınız demektir. Başkalarının teslim aldığı kişi Türkiye’ye demokrasiyi getiremez. Şimdi bu imzalar unutulmuş. Yenikapı, diyorlar. Yenikapı’da bir imza yok ki. İmza bu, kapı gibi imza. Bu metin BM’ye gönderildi. Gönderen hükümet” açıklamasında bulundu.

“REJİMİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN FIRSAT KOLLUYORLAR”

Başkanlık sistemi tartışmalarına değinen CHP lideri Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi rejimi değiştirmek için fırsat kolluyorlar. OHAL’le biz bu düzeni nasıl değiştirebiliriz? İşsizlik var, yoksulluk var, hapishanelerde binlerce insan var, mağduru var. Şimdi bunları bırakmışlar. Bir kişinin derdine düşmüşler. Ona koltuğu nasıl ikram edeceğiz, diye. Buradan siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanlarına seslenmek isterim. Cumhurbaşkanı seçilen kişi TBMM’de öngörülen yemini etmiştir. Yemine sadık kalacağına dair namus ve şeref sözü vermiştir. Dolayısıyla eğer kuralın dışına çıktığı zaman bizim görevimiz ona kuralları hatırlatmaktır”

“PARLAMENTONUN İRADESİ NE OLUYOR?”

Başkanlık sistemiyle ilgili ‘Fiili durum var’ yorumlarını eleştiren Kılıçdaroğlu, “‘Fiili durum var, fiili durumu yasal hale getirelim’. Niye fiili durumu yasal hale getiriyoruz? Neden ona ‘Sen neden yasalara uymuyorsun, Anayasa’ya uymuyorsun’ diye bir hatırlatma ihtiyacı duymuyoruz? Eğer onun isteğini yerine getireceksek, bir kişinin arzusunu yerine getireceksek o zaman bu parlamentonun iradesi ne oluyor? İmzaladığımız bu metin ne oluyor? Bu metne bağlı kalmak, imzamızın arkasında durmak namuslu, onurlu olmanın birinci şartı değil midir?” ifadelerini kullandı.

“LÜTFEN BİNALİ BEY, KOLTUĞUNUZUN HAKKINI KORUYUN”

Türkiye’nin dış politikasına ilişkin eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Ortadoğu’daki gelişmeler konusunda bugüne kadar hükümet yetkilileri TBMM’yi sağlıklı bilgilendirmemişlerdir. En büyük hatalardan biri odur. Dış politikada Cumhurbaşkanı en son konuşacak adamdır. Ama önce o konuşuyor. Başbakan konuşmuyor, Dışişleri Bakanı arada bir şeyler söylemeye çalışıyor ve söyledikleri birbirinden farklı. Bırakın Türkiye’nin ortak ses çıkarmasını aynı iktidar ortak ses çıkarmıyor. En büyük sıkıntı da orada zaten. Dış politikayla ilgili hedefleri kim belirliyor? Sayın Cumhurbaşkanı. Sorumluluğu var mı? Anayasa’ya göre yok. Sorumluluğu olmayan birisi sorumluluk üstlenilmesi gereken bir konuda konuşabilir mi? Demokrasilerde konuşamaz. Kim buna müdahale edecek? Sayın Binali Yıldırım. Binali Yıldırım’a aynı çağrıyı bir kez daha yapıyorum. Lütfen Binali Bey, koltuğunuzun hakkını koruyun. Başkaları sizin yetkilerinize müdahale etmesin. Hükümetiniz inisiyatif kullansın” diye konuştu.

“MUSUL KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN MASANIN DIŞINDA TUTULMASI, DIŞ POLİTİKADAKİ EN BÜYÜK YENİLGİLERİMİZDEN BİRİ”

Musul operasyonuyla ilgili açıklamalarda bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Musul konusunda esip gürlüyorlardı. Dış politikanın bir özelliği var. Akıl ve mantıkla çözeceksiniz. Dünya dengelerini, kendi gücünüzü bileceksiniz. Sözünüzün ağırlığını bileceksiniz. Eğer bunları bilmeden, ‘Asarım, keserim, A planım var, B planım var, C planım var, Z planım var’, seni plansız, programsız bir yere koyarlar. Eskiden Ortadoğu’da kuş uçsa Türkiye’ye sorarlardı. Şimdi kimse dikkate bile almıyor. Musul konusunda Türkiye’nin masanın dışında tutulması, dış politikadaki en büyük yenilgilerimizden biridir. Irak ve Suriye politikasına bakın. Kaybeden bir ülke var. O da Türkiye. O bölgelerde yaşayanlardan sadece kaybedenler Türkmenler”

DARBE GİRİŞİMİYLE İLGİLİ 4 SORU

‘Türkiye’yi darbeye hazırlayanlar kimlerdir?’ diye soran Kılıçdaroğlu, darbe girişiminin siyasi ayağına ilişkin sorduğunu belirttiği 4 soruyu şöyle sıraladı: “FETÖ kumpası olduğu AKP tarafından da ikrar edilen Balyoz iftirasında 14 general ve amiral ve 58 albayın tasfiyesine engel olmak için Genelkurmay Başkanı ve 3 kuvvet komutanının girişimlerini dikkate almayıp, istifasına neden olan ve tasfiyenin önünü açan yetkili makamlar kimlerdir? Mehmet Dişli’yi ısrarla Genelkurmay Karargahı’nda tutan, bunun için yeni daireler ve rütbeler ihdas eden ve darbe girişiminde Genelkurmay Karargahı’nı içeriden teslim almasına imkan veren irade hangi iradedir? Darbeden tutuklu FETÖ’cü 82 subayı albaylıktan generalliğe taşıyan irade, hangi iradedir? Bu irade 2011 yılında Genelkurmay Başkanı ve 3 kuvvet komutanının istifasına aldırış etmeden Balyoz iftirasıyla 14 general ve amiral ve 58 albayın tasfiyesine destek olurken, FETÖ’cü subayların önünü açan irade, hangi iradedir? 2010 yılında 3 generalin terfisini uygulamaya koymama konusunda bu kadar kararlı duran siyasi irade, 2013, 2014, 2015 yıllarında terfi ettirilen FETÖ’cü subaylar konusunda aynı hassasiyeti ve kararlılığı neden göstermemiştir?”

“TÜRKİYE’Yİ ADIM ADIM DARBEYE TAŞIYAN İRADE, BU İRADEDİR”

FETÖ soruşturmalarını yürüten savcılara seslenen CHP lideri Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bugün OHAL’i kullanan irade, siyasi iradedir. Türkiye’yi adım adım darbeye taşıyan irade, bu iradedir. Buradan bu konuyu soruşturan bütün savcılara sesleniyorum. Öğrenciler, öğretmenleri, garibanları bırakın. Eğer birini sorgulayacaksınız, Türkiye’yi adım adım darbeye taşıyanları sorgulayacaksınız. Benim bu anlattıklarımda bir cümleden söz etmiyorum, şu kelime yanlıştır, diyorlarsa çıkıp özür dileyeceğim. Ama anlattıklarımın tamamı doğruysa ki yüzde yüz doğru. O zaman onların vicdanlarına sesleniyorum. Sizin gücünüz garibana yetiyor. Kendi yanındaki adama yetmiyor. Sen Türkiye’yi bu noktaya taşıdın” Kaynak: Milliyet