SİYASET: “HAYRA ALAMET DEĞİL”

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani ile yaptığı görüşmeye ilişkin, ”Irak’taki gelişmeler pek de hayra alamet değil. Özellikle mevcut Başbakan’ın gerek kendi koalisyon ortaklarına olan davranışları, gerek Irak’taki yapılanma içerisindeki ben merkezli, adeta şartları zorlayıcı yaklaşımları, Irak’taki gerek Şii grupları, gerek sayın Barzani’yi, gerek Irakiye grubunu ciddi manada rahatsız etmektedir. Bunlar da bu süreci olumsuz şekilde etkilemektedir, bunun üzerinde durduk” dedi.
Başbakan Erdoğan, Katar’ın başkenti Doha’ya hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantının ardından bir gazetecinin, ”Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani ile yaptığınız görüşmede neler ön plana çıktı, detay verebilir misiniz?” sorusu üzerine Erdoğan, ”İnce detaya girecek halim yok, ama kısa özet olarak birinci derecede Irak gündemi oluşturdu” dedi.
Irak’taki gelişmelerin pek de hayra alamet olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
”Özellikle mevcut Başbakan’ın gerek kendi koalisyon ortaklarına olan davranışları, gerek Irak’taki yapılanma içerisindeki ben merkezli, adeta şartları zorlayıcı yaklaşımları, Irak’taki gerek Şii grupları, gerek sayın Barzani’yi, gerek Irakiye grubunu ciddi manada rahatsız etmektedir. Bunlar da bu süreci olumsuz şekilde etkilemektedir, bunun üzerinde durduk.
Diğer konu, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdik. Suriye ile ilgili değerlendirmemizde de yaklaşım tarzımızın örtüştüğünü gördüm. 3. önemli konu da PKK terör örgütüyle alakalı müzakeremizdi ki, orada da yaklaşım tarzımızın aynı olduğunu ve kendilerinin bu konuda özellikle rahatsız olduğunu, terör örgütünün yaklaşımlarını tasvip etmelerinin mümkün olmadığını ifade ettiler. İletişim halinde olacağız. Aynı zamanda orayla da pek çok ekonomik ikili ilişkiler var, ağırlıklı enerji, altyapı çalışmaları bazında… Bunların da devamını değerlendirdik.”
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ”İstanbul polisi kritik bir operasyon yaptı. Bulunan 15 kilogram patlayıcıyı, terör örgütü PKK’nın, Barzani’ye tepki olarak ziyareti sırasında Irak’ın İstanbul Başkonsolosluğu yakınında kullanacağına yönelik iddialar var. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine, şunları söyledi:
”Bu, polisin başarılı bir operasyonu. Bir günlük adım değil. 20-25 gündür izlemenin neticesinde varılan bir netice. Buradaki şeylerin gücü çok çok büyük, fazla. Bundan ötürü özellikle güvenlik güçlerimizi tebrik ediyorum. Böyle bir sıkıntı meydana gelmeden bu işi neticelendirmiş oldular. Bunun ardından ne gelir bunu da yargı meydana çıkaracaktır.”

SURİYE’YE SİLAH TAŞIDIĞI İDDİA EDİLEN GEMİ
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ”İskenderun’da tutulmakta olan ve Suriye’ye silah taşıdığı iddia edilen gemi ile ilgili son durum nedir? İddialar doğruysa ne gibi yaptırımlar olacak?” sorusuna karşılık, konuyla ilgili henüz daha boşaltma çalışmalarında olunduğunu belirterek, silah konusunun işin tahmini olduğunu söyledi.
Ne var ne yoksa hepsinin incelemeye alınacağını kaydeden Erdoğan, geminin ülkesine gönderilme durumunun söz konusu olduğunu, ancak farklı şeyler bulunması halinde alıkonulabileceğini kaydetti.
Erdoğan, bütün bunların hepsinin incelemesini Gümrük Muhafaza ve ilgili diğer birimlerin yaptığını belirterek, ”Neticeyi ondan sonra alacağız, şu anda kesin bir şey söylemek doğru olmaz” dedi.
”Bugün BM, Suriye ile ilgili gözlemci sayısının 300’e artırılmasını talep etti. Bu sayı sizce yeterli mi? Suriye ile ilgili son durum değerlendirmesi yapar mısınız?” sorusu üzerine de Başbakan Erdoğan, sayı konusunda kararı, gerek BM Güvenlik Konseyi gerekse ilgili birimlerin vereceğini vurgulayarak, başta söylenen rakamın 250 olduğunu, ama şimdi 300 talebinin geldiğini anlattı.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
”İnanıyorum ki, araziye gelenler, oradaki çalışmayı yürütenler ‘yeter’ diyecekler ve yahut da daha fazla gözlemci talebinde bulunacaklar. Daha fazla gözlemci talebinde bulunmaları halinde de bu zaten tekrar gündeme gelecektir ve ona göre artırma yoluna gidilecektir. Bir de tabii buradaki gözlem çalışmaları ne denli sağlıklı yürütülebilecek. Buna rejim ne denli yardımcı olacak, önlerini nasıl açacak, nerelerde müsaade edecek, nerelerde müsaade etmeyecek, bunları tabii şu anda bilemiyoruz, ama gördüğümüz kadarıyla bugün Cenevre’de imzalar atıldı. Temenni ederiz ki, kan ve ölüm durur ve bundan sonraki süreçte halkın kendine olan öz güveni biraz daha artar. Şimdi orada yardım paketleri dağıtılıyor. Yardım paketlerinin dağıtılıyor olması, Suriye’de durumun nereye geldiğinin alametidir. Yani artık yokluk belirtileri başlamış. Tabii üretim vesaire bunlar durma noktasına geldi. Milli bütçe ciddi bir zaafın içerisinde. Tabii böyle bir sürecin içerisinde buna ne kadar dayanır, ne kadar tahammül eder onu bilemem.”

“BİZ GELENE ‘HAYIR’ DİYEMEYİZ”
Gerek Çin, gerek İran seyahatinde edindiği bilgileri zaten paylaştığını ifade eden Erdoğan, Çin’in bu konudaki düşüncelerinin Türkiye ile örtüştüğünü, İran’ın farklı bir yaklaşım içerisinde olduğunu, Rusya’nın ise müşterek bir çalışma yapma önerisinde bulunduğunu anlattı.
Bütün bu çalışmaları yürüteceklerine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bizim bütün temennimiz, İstanbul zirvesinde alınan karar gereğince de, biliyorsunuz İstanbul’daki Ulusal Geçiş Konseyi, toparlayıcı bir çalışmayı sürdürmek suretiyle inşallah çok daha güçlü bir çıkış yaparlar. Suriye’deki Ulusal Geçiş Konseyi ile koordineli olan Suriye halkı, bütün Suriye halkının buradaki rejimin yanlışlarına ‘evet’ demeden bu işi demokratik bir yolla çözmeyi gerçekleştirir. Burada demokrasi olmadığı sürece, halkın iradesi iktidar olmadığı sürece Suriye şu sıkıntıları aşamayacaktır. Şu anda çünkü orada otokratik bir yapı vardır, dayatmacı, otoriter bir sistem vardır. Suriye halkı bu sistemden kurtulma kararını vermiştir, ama bunun Suriye halkının büyük bir oranda kabullenmesi, onun mücadelesini vermesi, Suriye’nin bir an önce demokratik bir sisteme geçmesinin yolunu açacaktır ve o zaman kan duracaktır, ölüm duracaktır.”
Başbakan Erdoğan, Suriye’de şu anda 10 bini aşkın ölüm olduğunu dile getirerek, Türkiye’de 25 bini aşkın, 100 bine yakın da Ürdün’de sığınmacı bulunduğunu kaydetti.
Erdoğan, ”Bütün bu insanlara biz tabii ki kollarımızı açtık, biz gelene ‘hayır’ diyemeyiz. Onun için tedbirlerimizi aldık, bu konuyla ilgili çalışmalar sürdürülüyor. Gelene elimizden geldiği kadar destek veriyoruz ve kardeşlik, komşuluk görevimizi yapıyoruz. Sonunun hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

CHP’NİN ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURUSU
Bir gazetecinin, ”CHP, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen yasanın şekil yönünden iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
”Bu, ana muhalefet partisinin her zamanki uygulaması, her zamanki müracaat ettiği yol, tutarsızlığının değişik bir versiyonudur. Nitekim, ana muhalefet partisi lideri, İstanbul’da Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada ortaya çok farklı bir takdim sunmuştu ve ben de heyecanlanmıştım. Herhalde demiştim, Anayasa Mahkemesi’ne falan da gitmezler. Çünkü burada 4+4+4’te, Kur’an’ın öğretilmesi, Peygamberimiz’in hayatı var. Kur’an’ın takdimi noktasında, Peygamberimiz’in hayatı ile ilgili bu kadar önemli ve güzel sözleri söyleyenler, bunu kalkıp da Anayasa Mahkemesi’ne götürmezler. Ama şimdi de bu yaklaşımı duyuyoruz. Temenni ederiz ki, son anda yine vazgeçebilirler, belki vazgeçerler, vazgeçmeleri daha isabetli olur. Aksi halde bu tutarsızlıklarının, halkımız nezdindeki yeni bir uygulaması olacaktır.”

Başbakan Erdoğan, ”Tutuklu vekillerle ilgili bir yol haritası var mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:
”Meclis Başkanı 3 parti ile görüşmesini yaptı. Fakat 3 parti ile yaptığı görüşmede 3 farklı yaklaşım tarzı ortaya çıkıyor. Bu 3 farklı yaklaşım tarzı örtüşmeli ki, Meclis Başkanımız da böyle bir teklifi bize getirmiş olsun ve biz de yetkili kurullarımızda bunu değerlendirelim. Ama böyle o farklı, o farklı, öbürü daha farklı, böyle bir yaklaşım ortaya koyacaklarsa, öyle zannediyorum ki, Meclis Başkanımız’ın da ifadesiyle, ‘Ben bunu iktidar partisine götüremem’ dedi. İşin aslı da budur zaten.”

28 ŞUBAT SORUŞTURMASI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir gazetecinin, ”28 Şubat Soruşturması kapsamında ikinci operasyon gerçekleştirildi. Süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık, soruşturmanın devam ettiğini belirterek, ”Konu ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapmaktan öte, daha önce de söylediğimiz gibi artık ülkemizde herkes şunu biliyor ve görüyor; Darbeler, artık bu ülkede sorgulanıyor. 12 Eylül referandumunda verilen söz ve vaatler yerine geliyor. 12 Eylül referandumunda meydanlarda söylediklerimizi farklı şekilde eleştirenler, ‘Bunlar sadece meydanlarda söylenir, burada kalır’ diyenler, herhalde referandumun neticesine yüzde 58 ile ‘evet’ diyenlerin haklılığını ortaya koymuş durumdadır. Burada da temennim odur ki, hak yerini bulsun, adalet süratle tecelli etsin” dedi.

TÜRKİYE-KATAR İLİŞKİLERİ
Türkiye ile Katar arasında son dönemlerde oluşan gerek ikili ilişkilerdeki ekonomik, ticari boyut, gerek uluslararası camiadaki siyasi dayanışmanın her geçen gün arttığını belirten Erdoğan, bu ziyarette hem bu ikili ilişkileri teyiden hem de uluslararası toplantıya katılmak üzere Katar’da bulunacağını söyledi. Katar ile olan bu ikili ilişkilerin gelişmesine paralel olarak, bölgesel ve küresel ölçekte barış, güvenlik ve istikrara katkıda bulunmak amacıyla birlikte çaba harcandığını kaydeden Erdoğan, ”Bu bağlamda, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da cereyan eden siyasi değişim sürecinin, bölge halklarının meşru talepleri doğrultusunda ilerletilmesi konusunda, Katar ile eş güdüm halinde ve istişare içinde hareket etmeye önem atfediyoruz” diye konuştu.
Ziyareti sırasında Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife es-Sani, Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad Bin Casim El Tani ile görüşmelerde bulunacağını bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:
”Bu görüşmelerde, Katar ile ikili ilişkilerimizi gözden geçirerek, işbirliğimizin daha da geliştirilmesi için neler yapabileceğimizi ele alacağız. Elbette, her iki ülkeyi de ilgilendiren bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunacağız. Ziyaretim sırasında, 21 Nisan’da Doha’da düzenlenecek 13. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın açılış oturumuna da katılacağım. Orada katılımcılara hitap edeceğim.
Bildiğiniz üzere, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı, BM’nin ticaret ve kalkınma alanındaki başlıca platformudur. Platformun tertip ettiği 13. Konferans, ilk kez bir Orta Doğu ülkesinde gerçekleştirilmesi nedeniyle özel bir önem taşıyor. Bölgemizde yaşanan tarihi dönüşüm süreci, konferansın önemini daha da artırıyor. Aynı şekilde, küresel ekonomik ve mali krizin uluslararası ölçekteki etkilerinin hala devam etmesi de konferansı öne çıkarıyor. Zira, konferansta, ağırlıklı olarak, küresel kalkınma ve sürdürülebilir büyüme temaları ele alınacak. Konferansta yapacağım konuşmada, Türkiye’nin ekonomik performansı, 9,5 yıllık süre içinde ortaya koyarken, büyümede ve kalkınmada elde ettiği başarılı grafik hakkında katılımcılara bilgi vereceğim. Doha’ya yapacağım bu ziyaret, inanıyorum ki, Katar’la ikili ilişkilerimizin geliştirilmesinin yanı sıra bölgemizdeki siyasi değişim ve dönüşüm sürecine önemli katkılar sağlayacaktır.”