SİYASET: RAHŞAN ECEVİT CHP’DE

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu CHP Kadın Kolları’nın düzenlediği etkinliğe katıldı, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaşamın bütün zorluklarına göğüs geren, ülkemizin sorunlarına kilitlenen kadınların günüdür” dedi.
-“Bu nedenle düzenlenen etkinliğe katılan ve bizleri yalnız bırakmayan, yaşamını topluma adayan önemli bir kadınımız var burada” diyen Kılıçdaroğlu etkinliğe katılan Rahşan Ecevit’i, “Sayın Rahşan Ecevit hoş geldiniz efendim.” diye selamladı.
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Kadın Kolları’nın düzenlediği etkinlikte yaptığı konuşma şöyle;
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ağır bedeller ödeyen kadınların günü, geleceğe umutla bakan kadınların günü. Geleceğe umutla bakan çocuklarını yetiştirmek için çaba harcayan kadınların günü. Erkeğine tarlada, fabrikada destek vermek isteyen kadınların günü. Yaşamın bütün zorluklarına göğüs geren, ülkenin sorunlarına kilitlenen kadınların günü. O nedenle Kadın Kolları Genel Başkanımız güzel bir konuşma yaptı. Kendisini yürekten kutluyorum. Ve bu arada bizleri yalnız bırakmayan, yaşamını topluma adayan önemli bir kadınımız daha var. Sayın Rahşan Ecevit hoş geldiniz efendim.
Kadınların önemini kadınlara anlatmak doğru bir şey değil aslında. Siz daha iyi biliyorsunuz. Ama bir erkek olarak şunu söyleyeyim. Hayatımda bana en büyük acıları yaşatan günlerden biriside annemin öldüğü gündür. Dolayısıyla kadın deyince benim aklıma önce annem gelir. Anneler gelir. Onların bizlerle beraber paylaştığı dostluklar gelir. Babamızla paylaşamadığımız çok şeyi annemizle paylaşırız. Sırlarımızı annelerimize anlatırız, dertlerimizi annelerimize anlatırız. Hatta babalarımıza söylesin diye önce annelerimize söyleriz. Anneler bu kadar önemli bizim yaşamımızda. Kuşkusuz kadınlar yaşamın ayrılmaz bir parçası ama yaşamda aynı zamanda mücadelenin de önemli bir parçası. Kadın mücadele etmek zorundadır. Pek çok tarihte örnekler verildi. Bazen verilir. Sırtında top taşıyan, mermi taşıyan, cepheye götüren kadınlar. Ama birde Sultanahmet meydanında ulusal bağımsızlık savaşının başlaması için mücadele eden Halide Edipleri de düşünmemiz lazım. Onlarda mücadele verdiler. Düşünceleriyle, yazılarıyla, şiirleriyle, romanlarıyla büyük mücadeleler verdiler. Dolayısıyla yaşamın her alanında kadının mücadele etmesi lazım. Biz mücadelenin yolu olarak şunu seçtik. Önce seçme, seçilme hakkı verildi. Kadınların okuması gerektiği üzerinde bu toplumda ortak bir payda oluşturduk. Kız çocukları okula gitmeliydi. Onlar okumalıydı, hayatı bilmeliydi, görmeliydi. Küçük yaşta kız çocuklarımız evlendirilmemeliydi. Zorunlu eğitim bakın 8 yıla çıktı çocuk evliliklerde olağanüstü büyük bir düşme var. Çocuk işçilikte büyük bir düşme var. Zorunlu eğitim 12 çıktığı zaman göreceksiniz daha görkemli bir toplumu yakalamış olacağız. Ama şimdi oradan geri adım attırmaya çalışıyorlar. Bu doğru değil. Hele hele birinci 4 yıldan sonra siz eğer mesleki yönlendirme gibi bir ucubeyi bu Türkiye’ye getirirseniz farklı bir toplum çıkarırsanız. Çağdaşlaşmadan geri adım atarsınız. Oysa çağdaşlaşmanın temel koşulu hepimizin okumasıdır. Eğitim budur. Eğitimin temel özelliği ülkesini seven, insanı seven yurttaş yetiştirmektir. Temel eğitimin özelliği budur. Temel eğitim bunu öngörür.
Geçen Salı günü grupta yaptığım bir konuşmada kadınlara ortak bir çağrıda bulundum. Çocuklarınıza sahip çıkın anneler görev başına diye. Annelere çok ama çok önemli bir görev düşüyor. Kazanılmış bir adımdan geriye gidilmesine izin vermeyin. Siyasetçi olarak biz mücadelemizi yaparız. Ama siyasetin ötesinde eğitim bu toplumun herkesin ortak paydası olmak zorundadır. Hepimiz ortak mücadele vermek zorundayız. O mücadeleden en büyük kazanımı kız çocukları elde edecektir. Onun için bu mücadeleye annelere davet ettiğim mücadele için gelin hep beraber mücadele edelim ve Türkiye’yi çağdaşlaşma, ileriye gitme yönünde geriye doğru yapılacak adımlara karşı mücadele edelim diye. Bunu yapabilirsek çok önemli bir görev üstlenmiş oluruz.
Ben kadın toplantılarında genelde şöyle söylüyorum. Sizlere seçme, seçilme hakkını veren parti Cumhuriyet Halk Partisidir diye. Doğru, seçme seçilme hakkını verdi. O nedenle bütün kadınların evi aslında Cumhuriyet Halk Partisidir. Bir vefa borcu duymak zorundadır kadınlarımız. Kendilerine seçme seçilme hakkını veren bir partidir Cumhuriyet Halk Partisi. Pek çok batılı ülkenin bu hakkı vermediği dönemlerde Mustafa Kemal ve arkadaşları oturmuşlar, düşünmüşler, taşınmışlar ve kadına seçme, seçilme hakkını verelim demişler. O da bu toplumun onurlu bir bireyi olarak yönetimde yer almalı, görev almalı demişler. Siyasetin acımasız kurallarını bir tarafa bırakıp onlara pozitif ayrımcılık yapmışlar. Belediye başkanı olanlar, milletvekili olanlar, büyükelçi olanlar, vali olanlar, kaymakam olanlar hayatın her alanına kadının girmesini istemişler. Çünkü kadının olduğu bir yerde eminim bereket olacaktır. Kadının elinin değdiği yerde bereket olacaktır. İnsanlar daha sağlıklı yöneteceklerdir toplumu.
Şimdi biz önemli bir adım daha attık. Cumhuriyet Halk Partisi olarak %33 kadın kontenjanı getirdik. Hayatın her alanında, siyasetin her alanında. Bunun mücadelesini de kadınlar verdi bakın söyleyeyim. Parti Meclisinde, kurultayda kadınlar erkekleri baskı altında tuttular. Bu hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz diye. Bana söylediler destekler misiniz diye. Siz erkekleri ikna edin benim zaten oyum sizden yana dedim. Sorun kalmaz.
Şimdi sizlerden bir şey daha bekliyorum. %33’le yetinmeyeceksiniz. Zaten söylenen şu adı cinsiyet kotası zaten. Kadın kotası değil, cinsiyet kotası. Dolayısıyla mücadeleni yapınız, veriniz mücadelenizi. O açıdan Kadın Kolları Genel Başkanına söyledim biran önce kurultayınızı da yapın. Kadın Kolları Kurultayını yapın. Dişe diş mücadele edin orada. Ve sakın ola ki siyasette sizin üzerinizden politika yapanlara da izin vermeyin. Somut adımlar bekleyin. Açık, net, somut adımlar bekleyin. Mücadeleyi verirken sizin çıkarlarınız paralelinde hareket eden siyasal partileri destekleyin. Kadın erkek eşitliğine inanmayan bir siyasal partide kadının yeri yoktur. Bunu bütün kadınların bilmesi lazım. Bunu Başbakanlık koltuğuna oturmuş birisi söylüyor bu ülkede. Ne demek kadın erkek eşitliği diyor. Kadın erkek eşit değildir diyor. Burada hayat biter. O nedenle bütün kadın kardeşlerimin ortak mücadele etmesi lazım bu konuda. Kadın erkek eşitliğini bütün dünya artık kabul etmeye başladı. Hangi çağda yaşıyoruz, hangi yüzyılda yaşıyoruz? Sizin mücadelenizin kutsal bir mücadele olduğunu unutmayın. Siz bu mücadelede mutlaka ama mutlaka başarılı olacaksınız. Ben buna yürekten inanıyorum.
Uzun uzun konuşmayacağım. Kadın konusunda çok şey söylendi. Daha bundan sonrada çok şey söylenecek. Şiirler yazıldı, romanlar yazıldı, cinayetler işlendi. Neler yapılmadı ki bu ülkede ve bu dünyada. Her zaman mücadelede kadınlar galip geldi. Aşama aşama mücadele verdiler. Bütün baskılara rağmen verdiler. Artık bugün üniversitelerde çocuklarımıza ders veren hocaların yarısından fazlası kadınsa önemli bir adımı atmışız demektir. Önemli bir noktayı yakalamışız demektir. Öğretmenlerimizin çoğu kadınsa çok önemli adımlar atmışız demektir. Çocuklarımızı sağlam ellere teslim ediyoruz demektir.
O açıdan mücadeleniz sadece ve sadece 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günüyle sınırlı olmasın. Yılın 365 günü sizin mücadele alanınız olsun. Yılın 365 günü çalışın. Bunun mücadelesini verin. Bu mücadeleyi verirseniz göreceksiniz başarılı olacaksınız. Medyada verin mücadeleyi, tarlada verin mücadeleyi, fabrikada verin mücadeleyi, iş hayatında verin. Evde verelim diyor. Evde de verin mücadeleyi tabi.
Günü güzel bir fıkrayla bitireyim o zaman evde verin mücadeleyi derken. Erkeklerde malum ya aralarında konuşurlar ne kadar kazak olduklarını anlatırlar zaman zaman. Birisi demiş ki, en kazağı benim demiş. Niçin demiş. Evde en son benim dediğim olur demiş. Yapma ya demişler nasıl yapıyorsun bunu bir anlat bakalım bizde öğrenelim. Valla eşim söyler bende olur hanım derim. Böylece en son benim dediğim olur demiş.

Yılın 365 günü kadınların olsun, kadınların mücadelesi toplumun önünü, yolunu açsın, aydınlatsın. Hepinize saygılar sunuyorum.