Gazete Manşetleri (21.04.2011)

gazetelerGazete manşetlerini besiktas.com.tr adresinde tek bir adımda okuyabilirsiniz…   CUMHURİYET: Sicil kaydı 80 yıl tutulmaz… Çılgın proje 500 yıllık rüya mı?.. HÜRRİYET: Demirören ve Karacan ortaklığı Milliyet ve Vatan’ı satın alıyor… AKŞAM: Kılıçdaroğlu CHP’nin oyunu açıkladı… Tekel eylemcilerine dava… HABERTÜRK: Sandık numaraları belli oldu…

CUMHURİYET

‘SİCİL KAYDI 80 YIL TUTULMAZ’
Anayasa Mahkemesi, memnu hakların iadesiyle ilgili karar alamadıkları gerekçesiyle bağımsız milletvekili adaylıklarını iptal eden Yüksek Seçim Kurulu’na, memnu hak ve arşiv kayıtları için yol haritası olabilecek nitelikte bir karara imza attı. Kararda, “Mahkemelerce verilen mahkûmiyet kararlarının arşiv kaydına alınmasının gerekçesini oluşturan durumlar, bazı istisnalar dışında, kişi hakkında ömür boyu hak yoksunluğu getirmemektedir” denildi. Ankara 9. İdare Mahkemesi ve Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi geçen günlerde baktıkları davalarda, YSK kararıyla birlikte gündeme gelen Adli Sicil Yasası’nın kimi hükümlerinin anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular. Başvuruda, “Arşiv bilgileri ilgilinin ölümü üzerine ve herhalde kaydın girildiği tarihten itibaren 80 yılın geçmesiyle tamamen silinir” hükmünün anayasaya aykırı olduğu iddia edildi. Anayasa Mahkemesi, başvuruyu haklı bularak “Arşiv bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine ve herhalde kaydın girildiği tarihten itibaren 80 yılın geçmesiyle tamamen silinir” hükmünü iptal etti. Kararda, mahkemelerce verilen mahkûmiyet kararlarının arşiv kaydına alınmasının gerekçesini oluşturan durumlar, bazı istisnalar dışında, kişi hakkında ömür boyu hak yoksunluğunu getirmediği, hak yoksunluğunun belli bir süreyle sınırlandırıldığı vurgulandı. Mahkemenin kararında şu değerlendirme yapıldı:
“Bir kişinin işlediği suçun ya da aldığı cezanın milletvekili seçilmesini engelleyen anayasanın 76. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenden olup olmadığının saptanabilmesi ve mahkûmiyete bağlı hak yoksunluğu öngören bazı özel yasalardaki hükümler nedeniyle mahkemelerce verilen mahkûmiyet kararlarının kayıt altına alınmasında yasal ve anayasal birtakım gereklilikler bulunmaktadır. Ancak söz konusu gerekliliklerin, itiraz konusu kuralda öngörüldüğü üzere arşiv kayıtlarının kişinin ölümüne kadar ya da seksen yıl süreyle muhafaza edilmesi noktasında geçerli olmadığı açıktır.”
“Mahkemelerce verilen mahkûmiyet kararlarının arşiv kaydına alınmasının gerekçesini oluşturan durumlar, bazı istisnalar dışında, kişi hakkında ömür boyu hak yoksunluğu getirmemektedir” denilen gerekçeli kararda, bağımsız milletvekili adaylarının memnu hakları tartışmasına da ışık tutacak şu irdeleme öne çıktı:
“…Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunlukları ise Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi gereğince ilk mahkûmiyet kararının infaz edilmesinden itibaren belli sürenin geçmesiyle birlikte yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla sona erdirilmektedir. Bir başka ifadeyle, arşiv kaydına alınmanın gerekçesini oluşturan kurumlar ilk mahkûmiyet kararından belli bir süre geçtikten sonra kişi hakkında aleyhe bir sonuç doğurmadığı halde, söz konusu kayıtların kişinin ölümüne kadar veya kaydın girildiği tarihten itibaren seksen yıl süreyle arşivde muhafaza edilmesi gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, tüm suçlara ilişkin arşiv kayıtlarının bu kadar uzun süre muhafaza edilmesi, suç ve cezaların nitelikleri veya ağırlıkları dikkate alınmadan tüm suçlar için geçerli tek bir sürenin belirlenmesi, bu sürenin arşiv kaydına alınmayı gerekli kılan amaçla orantılı ve makul olmaması nedeniyle kural, adil ve hakkaniyete uygun bir düzenleme niteliğinde değildir. Diğer taraftan, kişinin belli bir tarihte aldığı herhangi bir mahkûmiyet kararına ilişkin kaydın kişinin ölümüne kadar ya da seksen yıl süreyle muhafaza edilmesi, anayasanın 5. ve 17. maddelerinde belirtilen kişinin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi ilkesi ve cezaların ıslah edici olma amacı ile bağdaşmamaktadır.”
***
MEKSİKA’DA 45 POLİS GÖZALTINDA
Meksika’da uyuşturucu karteli Zeta ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen 45 polis memurunun gözaltına alındığı bildirildi. Nuevo Leon eyaleti emniyeti yetkilileri, polis memurlarının Zeta’ya bilgi sızdırdığından şüphelenildiğini belirtti. Zeta çetesi üyeleri bu ay içinde 145 kişinin ölümünden sorumlu olmakla suçlanıyor. Uyuşturucu kartelleri arasındaki kanlı çatışma 2006’dan beri 34 bin 600 kişinin ölümüne yol açtı. Kanlı savaş, 7 önemli uyuşturucu karteli arasında sürüyor. ***
KARTAL’DA PATLAMA
Kartal’da bir apartmanın önüne bırakılan parça tesirli el yapımı bombanın patlaması sonucu maddi hasar meydana geldi. Petrol İş Mahallesi Villa Sokak’taki bir apartmanın önünde patlama oldu. Bina sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Güvenlik şeridi çekerek inceleme yapan polis, patlamanın, parça tesirli el yapımı bombadan kaynaklandığını tespit etti. Bazı binaların camlarının kırılmasına ve park halindeki araçlarda küçük çapta hasara yol açan patlamayla ilgili soruşturma başlatıldı. Esenyurt’ta park halindeki araca molotofkokteyli
Öte yandan, Esenyurt Merkez Mahallesi 1140’ıncı Sokak’ta park halinde bulunan otomobil, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce molotofkokteyli atılarak ateşe verildi. İhbar üzerine olay yerine gelen Esenyurt ve Bahçeşehir itfaiye ekipleri, müdahale ederek yangını söndürdü. Tamamen yanan araçta inceleme yapan polis, olayı gerçekleştiren kişileri bulmak için bölgede çalışma başlattı. SABAH
ALTINDAN YENİ REKOR
Uçuşa geçen altın fiyatları durdurulamıyor, rekor üstüne rekor kırılıyor. Uluslararası piyasada altının ons fiyatı 1.509,01 dolara ulaşarak yeni bir rekor kırdı. Uluslararası piyasalarda dün ilk kez 1.500 doları aşarak rekor kıran altının ons fiyatı bugüne de rekorla başladı. Geçen yıl sonunda 1.421,40 dolar seviyelerinde bulunan altının ons fiyatı, geçen mart ayını 1.432,07 dolardan, geçen haftayı da 1.486,90 dolardan kapattı. Hafta başından itibaren hızlı bir yükseliş eğilimi gösteren altının ons fiyatı, bu sabah saatlerinde 1.509,01 dolara ulaştıktan sonra 2,19 dolar geriledi. Altının ons fiyatı saat 10.30 itibariyle 1.506,82 dolar seviyesinde bulunuyor. Bu fiyat dikkate alındığında altının geçen hafta sonuna göre artış oranı yüzde 1,34, geçen yıl sonuna göre artış oranı ise yüzde 6,01 oldu.
Bu arada serbest piyasada ziynet altın da şu fiyatlardan işlem görüyor:
Satış Alış  24 Ayar Has Altın : 73.40 TL 72.50 TL 22 Ayar :  73.00 TL 69.00 TL 18 Ayar : 60.70 TL 54.80 TL 14 Ayar : 48.40 TL 43.80 TL Ata Altın ( Cumhuriyet Altını ) : 496.00 TL 484.00 TL Ziynet Altın ( Tam Altın ) : 494.00 TL 480.00 TL Yarım Altın : 247.00 TL 240.00 TL Çeyrek Altın : 123.50 TL 120.00 TL
***
‘Çılgın PROJE’ 500 YILLIK RÜYA MI?
Başbakan Erdoğan’ın 27 Nisan Çarşamba günü açıklayacağı ‘Çılgın Proje’ herkesi heyecanlandırdı. Ünlü mimar Hakan Kıran’ın tahmini, İstanbul’a ikinci Boğaz açılacak. İstanbul nefesini tuttu Başbakan Erdoğan’ın açıklayacağı ‘Çılgın Proje’yi bekliyor. Herkes bu projenin içinde neler olduğunu merak edip tahminler yürütüyor. En güçlü iddia ise Cumhuriyetin 100. Yılı olan 2023’te açılmak üzere İstanbul’a Silivri-Çatalca hattı üzerinden yeni bir boğaz açılması… Star Gazetesi’nden Şenol Baştakar’ın haberine göre, Taksim-Yenikapı Haliç metro geçiş köprüsü projesinin de mimarı olan Kıran, “İstanbul için bugüne kadar konuşulan projeler arasında bana en çılgını İstanbul’a yapılacak bir ikinci Boğaz geçidinin olabileği geliyor” diyor. Kıran’a göre bu proje hayata geçerse İstanbulBoğaz’ındaki deniz trafiği tamamen bu kanaldan yapılacak.Üstüne bir de köprü inşa edilecek.
Osmanlı’nın rüyası gerçek olacakÜnlü mimar Hakan Kıran’a göre İstanbul’a açılacak ikinci Boğaz ile Osmanlı’nın hayali de gerçekleşmiş olacak. İstanbul’a yapılacak projenin özellikle eski ve gerçek İstanbul’u korumaya yönelik olması gerektiğine dikkat çeken Kıran, yapılacak her projenin sosyolojik ekonomik gibi bir çok fonksiyonu hesaplanarak oluşturulması gerektiğine dikkati çekiyor. Projenin hayata geçmesiyle tankerlerin Boğaz trafiği önemli ölçüde rahatlayacak. Yeni bir interland ve bir cazibe merkezi oluşacak. Boğazın güvenliği sağlanacak. Süveyş Kanalı’nda olduğu gibi deniz trafiğinde de ciddi bir gelir elde edilebilecek.
Hıncal Uluç telefonda dondum kaldım demişti
Gazeteci Hıncal Uluç, köşesinde gündeme getirdiği Başbakan Erdoğan’ın hayalindeki projeyle ilgili “Telefon elimde dondum kaldım. Bu İstanbul için bugüne kadar duyduğum en çılgın proje. ‘Bin proje say’ denilse aklıma gelmez. Yazsam, aylarca gündemde kalır” demişti. Başbakan Erdoğan ise daha sonra çıkan haberlerle ilgili şunları söylemişti: “AKM ve Taksim’le ilgisi yok. Benim düşündüğüm farklı bir proje. Bunların şu anda bahsettiği alanların tamamen dışında. Ama bunların “hafsalası” bunu almıyor. İnşallah onu da açıklama zamanı gelecek. Şu anda çalışmalarımız sürüyor.”
***
ŞAİR ATA’DAN TEK BİR ŞEY İStEMİŞ!
Nâzım Hikmet’in 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından Atatürk’e gönderdiği mektup Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde bulundu. Nâzım Hikmet’in ve annesi Celile Hanım’ın Atatürk’e yazdığı mektuplar ortaya çıktı. Radikal’in haberine göre, aslında Nâzım Hikmet’in Atatürk’e yazdığı mektup sır değildi, içeriği de biliniyordu; ancak bu mektupların Atatürk’e hiçbir zaman ulaşmadığı iddia ediliyordu. İşte Atatürk’e ulaşmayan o mektuplar, geçen günlerde Çankaya Köşkü’nde bulundu. Ünlü şairin mektubu oldukça duygusal. ‘Askeri isyana teşvik’ suçlamasının iftira olduğunu söyleyerek Atatürk’ten adalet istiyor. Celile Hanım’ın mektubu ise daha kısa ve net. Celile Hanım, Nâzım Hikmet’in suçsuz olduğunu ve Atatürk’ten oğlunun bağışlanmasını istiyor. Her iki mektup da Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde yan yana duruyor.
Orijinali ilk kez yayımlanan Nâzım Hikmet’in mektubu “Cumhur Reisi Atatürk’ün Yüksek Katına” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor:
“Türk Ordusunu ‘isyana teşvik’ ettiğim iddiasıyla 15 yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk Donanmasını ‘isyana’ teşvik etmekle töhmetlendiriliyorum. Türk inkılabına ve senin adına and içerim ki suçsuzum. Askeri isyana teşvik etmedim… Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki bunu bir an olsun düşünebileyim. Askeri isyana teşvik etmedim. Senin eserine ve sana, aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilebilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirim. Büyük işlerinin arasında seni bir Türk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu ‘inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır. Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum. Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum.”
18 Ağustos 1938 tarihini taşıyan mektubun sonunda Nâzım Hikmet’in imzası bulunuyor.
‘NÂZIM’I BAĞIŞLAYIN’Celile Hanım, Nâzım Hikmet’in Atatürk’e yazdığı mektubun Atatürk’e ulaşmadığını tahmin etmiş olacak ki bu kez kendisi el yazısıyla Atatürk’e bir mektup yazar. Aynı tarihlerde yazıldığı anlaşılan bu mektupta Celile Hanım’ın mektubunun özeti ise şöyle:
“Gazimiz… Size iki kez geldik. Teyzezademin ve Fuat Paşa’nın çok selamı var. Sizin çok merhametli olduğunuzu söylüyorlar. Affı hususinizi istiyoruz. Yarattığınız Türk lisanının kıymetli bir hizmetkârı olan Nâzım’ı bağışlayın! Hapislerde her gün ah alarak üzülmesine mani olun. Bu husustaki delaletinizi bizden esirgememenizi rica ederiz.
Enver Paşa Kızı Celile.”
Nâzım, tutukluğuna o kadar içerlenir ki o dönemde milletvekillerine de mektup yazar. O dönemin özgürce yayın yapabilen gazetelerine de kendisine yapılan haksızlıkla ilgili mektuplar gönderir. İşte Büyük Millet Meclisi Azalarına diye yolladığı mektup da bunlardan biridir. Bu mektupta da Nâzım Hikmet, suçlu olmadığını haykırır.
Nâzım Hikmet’in tutuklanmasına ve Atatürk’e bu mektupları yazmasına neden olan mahkeme kararı da yine mektuplarla aynı dosyada bulunuyor. ‘Zata mahsus’ olarak yazılan, 21 Ocak 1938 tarihli ve Müdafai Milliye Bakanı (Milli Savunma Bakanı) Kazım Özalp imzalı bilgi notu Başvekil Celal Bayar’a yazılmış. Celal Bayar da mektubu Cumhurbaşkanlığı’na göndermiş.
‘KOMÜNİST NÂZIM TUTUKLANDI’Bu notta şunlar yazılı:
“Harp Okulu Adli Müşavirliği’nce, Askeri Ceza Kanu’nun 94’üncü maddesine uyan suçundan dolayı tevkifine karar verilmiş olan Komünist Nâzım Hikmet’in İstanbul’da tevkif edildiği ve Askeri Mahkeme’ye verilmek üzere trenle Ankara’ya sevk edildiği İstanbul Komutanlığı’ndan bildirilmiştir. Arz ederim.”
ATATÜRK’E ULAŞTI MI?Siroz hastalığı teşhisi konan Atatürk, hastalığının iyiden iyiye artması üzerine de 26 Mayıs 1938 günü Ankara’dan ayrıldı, İstanbul’a hareket etti. Bu, Atatürk’ün Ankara’daki son günüydü. Atatürk, İstanbul’da 1 Haziran 1938’den 25 Temmuz 1938’e kadar Savarona yatındanda kaldı. Yaz sıcakları üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayı’na döndü. 10 Kasım 1938 günü de vefat etti.
18 Ağustos 1938 tarihli Nâzım Hikmet’in ve Celile Hanım’ın mektuplarını sağlık sorunları yaşayan Atatürk’ün görmeme ihtimali yüksek gibi duruyor. Bu mektupların Dolmabahçe Sarayı’ndan Çankaya Köşkü’ne ulaşması, bugüne kadar saklanması da ‘manidâr’ olarak değerlendiriliyor.
TOZLU RAFLARDAYDINâzım Hikmet ve Celile Hanım’ın Atatürk’e yazdığı mektupların bugün ortaya çıkması bir rastlantı değil. Yıllardır dokunulmayan, kapısı aralanmayan Cumhurbaşkanlığı Arşivleri’nde son iki yıldır hummalı bir çalışma var. Akademisyen kökenli Prof. Dr. Mustafa İsen’in Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olmasından sonra yapılan bu çalışmalar şimdilerde meyvesini vermeye başladı.
Yakın tarihimize ışık tutması beklenen pek çok belge ve yazışma küften, tozdan arındırılarak kaybolması önlendi. Köşk’teki binlerce belge, film ve fotoğraf, elden geçirilerek kateloglara kaydedildi. Başta Atatürk’e gelen mektuplar, fotoğraflar, kartpostallar çeşitli katagorilere ayrılarak tasnif edildi. Bunlarla ilgili bilgiler, kataloglara yazıldı. Bu kataloglar yakında araştırmacıların hizmetine sunulacak.
Nâzım Hikmet’in ve annesi Celile Hanım’ın Atatürk’e yazdığı mektuplar ortaya çıktı.
Radikal’in haberine göre, aslında Nâzım Hikmet’in Atatürk’e yazdığı mektup sır değildi, içeriği de biliniyordu; ancak bu mektupların Atatürk’e hiçbir zaman ulaşmadığı iddia ediliyordu. İşte Atatürk’e ulaşmayan o mektuplar, geçen günlerde Çankaya Köşkü’nde bulundu.
Ünlü şairin mektubu oldukça duygusal. ‘Askeri isyana teşvik’ suçlamasının iftira olduğunu söyleyerek Atatürk’ten adalet istiyor. Celile Hanım’ın mektubu ise daha kısa ve net. Celile Hanım, Nâzım Hikmet’in suçsuz olduğunu ve Atatürk’ten oğlunun bağışlanmasını istiyor. Her iki mektup da Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde yan yana duruyor.
Orijinali ilk kez yayımlanan Nâzım Hikmet’in mektubu “Cumhur Reisi Atatürk’ün Yüksek Katına” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor:
“Türk Ordusunu ‘isyana teşvik’ ettiğim iddiasıyla 15 yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk Donanmasını ‘isyana’ teşvik etmekle töhmetlendiriliyorum. Türk inkılabına ve senin adına and içerim ki suçsuzum. Askeri isyana teşvik etmedim… Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki bunu bir an olsun düşünebileyim. Askeri isyana teşvik etmedim. Senin eserine ve sana, aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilebilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirim. Büyük işlerinin arasında seni bir Türk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu ‘inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır. Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum. Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum.”
HÜRRİYET
DEMİRÖREN – KARACAN ORTAKLIĞI MİLİYET VE VATAN’I SATIN ALIYOR
Doğan Gazetecilik, Milliyet ve Vatan gazetelerinin hisselerinin Demirören ve Karacan Grubu’nun ortak girişim şirketi DK Gazetecilik ve Yayıncılık’a toplam 74 milyon dolara satışına ilişkin sözlü anlaşma sağladı. Varılan mutabakata göre Milliyet Gazetesi 47 milyon 960 bin dolara, Vatan Gazetesi ise 26 milyon dolara DK Gazetecilik ve Yayıncılık’a geçecek.DOĞAN Gazetecilik A.Ş. Milliyet ve Vatan gazetelerinin hisselerinin Demirören ve Karacan Grubu’nun ortak girişim şirketi DK Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş’ye satışı konusunda anlaşma sağlandı. Her iki grup da Milliyet Gazetesi’ne ait tüm marka ve isim hakları ile internet sitesinin 47 milyon 960 bin dolara, Vatan Gazetesi’nin ise 26 milyon dolara satışına ilişkin mutabakata vardı. Her iki gazetenin satışının toplam bedeli ise 74 milyon doları buluyor.
Mutabakat sağlandı Doğan Gazetecilik A.Ş’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan özel durum açıklamasında şöyle denildi: “Şirketimiz bünyesinde yayınlanmakta olan Milliyet Gazetesi’ne ait tüm marka ve isim hakları ile İnternet Sitesi alan adlarının (www.milliyet.com.tr) KDV dahil 47 milyon 960 bin ABD Doları bedel üzerinden; Şirketimizin 129 milyon TL sermayesinde yüzde 99.99 oranında pay sahibi olduğu ve bünyesinde Vatan Gazetesi’nin tüm marka ve isim hakları ile internet sitesi alan adlarını barındıran Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A.Ş’de sahip olduğumuz beheri 100 TL nominal değerli 1 milyon 289 bin 996 adet hisse senetlerinin tamamının 26 milyon ABD Doları bedel üzerinden, Demirören ve Karacan Grubu’nun ortak girişim şirketi DK Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş’ye satışı konusunda, Şirketimiz ile DK Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. arasında genel esaslarda mutabakat sağlanmıştır. Hisse devir sözleşmesinin imzalanmasını takiben ayrıca detaylı açıklama yapılacak.”
Milliyet Gazetesi Aydın Doğan’la büyüdü
Ali Naci Karacan tarafından kurulan Milliyet Gazetesi 3 Mayıs 1950 yılında okuyucularıyla buluştu. 61 yıldır yayın hayatına devam eden Milliyet, 32 yıldır Aydın Doğan’ın kurduğu Doğan Grubu bünyesinde bulunuyordu.Doğan Gazetecilik’in yüzde 28.6’sı halka açık bulunuyor.
Vatan Gazetesi 2002 yılında kuruldu
Vatan Gazetesi 2 Eylül 2002 tarihinde yayın hayatına başladı.Vatan, 9 yılda Türkiye’nin önde gelen günlük gazeteleri arasına girmeyi başardı.Türkiye Basın Okurluk Araştırması sonuçlarına göre, genç yetişkin okur kitlesiyle dikkat çekiyor.
Dedesinin gazetesine dönüyor
MİLLİYET Gazetesi, Ali Naci Karacan tarafından 3 Mayıs 1950 yılında kurulmuştu. İlk yılların yazı kadrosunda Refik Halit Karay, Bedii Faik, Tarık Buğra, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay gibi efsane isimler yer alıyordu. 20 Temmuz 1979’da Milliyet’i Aydın Doğan satın aldı. 1990’lı yıllara gelindiğinde Milliyet, tiraj kaygısı olmayan “Güvenilir Gazete” imajı ile okurunun karşısına çıkmıştı. Number One grubunun sahibi Ali-Ömer Karacan kardeşler, Milliyet’in kurucusu ve ilk sahibi Ali Naci Karacan’ın torunları. Milliyet Gazetesi’nin o yıllardaki Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’nin suikaste kurban gitmesinin ardından Karacan Ailesi gazetecilik işinden uzaklaşmıştı. Ercüment Karacan’ın çıktığı gazetecilik işine üçüncü kuşak Ali-Ömer Karacan kardeşler dedelerinin kurduğu gazeteyi alarak geri dönüyor.
Demirören Grubu LPG sektörünün en büyüklerinden biri
ERDOĞAN Demirören, 1938 İnegöl doğumlu. Sirkeci’de Oto Yedek Parça İthalatı ve Pazarlaması konusunda faaliyet gösteren Kolaylık Oto Müessesi’nin kurucusu Babası Şükrü Demirören`in 1957 yılında vefatı sonucu, genç yaşta aile işlerini devraldı. Erdoğan Demirören’in halen Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Demirören Şirketler Grubu, LPG sektöründe çok sayıda şirketin sahibi. Milangaz, Likidgaz, Mutfakgaz gibi markalarla bu sektörde Türkiye’nin en büyük grupları arasında bulunuyor. Ayrıca piston üretimi de yapan grup, Özel Ata Lisesi’nin de sahibi. Yıldırım Demirören ise 1964’de İstanbul’da doğdu. Babası Erdoğan Demirören’in izinden giden Yıldırım Demirören, 2004’ten buyana Beşiktaş Kulübü’nün Başkanlığını da yapıyor.
Karacan kardeşler radyo ve TV patronu
ALİ Karacan’ın çocukluğu ve ilk gençlik yılları Milliyet Gazetesi’nde geçti. Dede Ali Naci Karacan’dan sonra Milliyet Gazetesi Ali’nin babası Ercüment Karacan’a miras kalmış, gazete daha sonra Aydın Doğan’a satılmıştı. 1957 doğumlu Ali Karacan, Galatasaray Lisesi mezunu. Ali Karacan’ın kardeşi Ömer Karacan ise Robert Kolej mezunu ve Londra’da medya eğitimi aldı. Ömer Karacan, 1992’de Londra’da yayına geçen hit müzik formatlı radyosu Number One FM’i kurdu. Number One FM’den sonra Number One TV’yi ve Radyo Klas’ı da yayın hayatına geçirdi.
Meşaleyi 32 yıldır gururla taşıdık
DOĞAN Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Milliyet ve Vatan gazetelerinin satışını çalışanlara dün bir e-posta ile duyurdu. Hanzade Doğan Boyner, çalışanlara gönderdiği açıklamada özetle şunları söyledi: “Doğan Yayın Holding’in yeniden yapılanma çalışmaları çerçevesinde Milliyet ve Vatan gazetelerinin satışına karar verildi. Sözlü mutabakata varılan şartların anlaşmaya bağlanması ve yasal izinlerin alınması sonrasında satış işlemi sonuçlanacak. Gazetelerimizin iş dünyasının tanınmış gruplarından Demirören Ailesi ve Milliyet’in kurucuları Karacan Ailesi ortaklığında alınması bizleri mutlu etti. Doğan Ailesi olarak, 32 yıldır Milliyet meşalesini büyük bir gururla taşıdık. Milliyet’in temsil ettiği değerlerin ülkemiz için çok önemli olduğuna inandık ve bu değerlerden ödün vermedik. Her zaman Milliyet’i ailem olarak gördüm. Vatan gazetesi de 2002 yılında başladığı yayın hayatında, gazetecilik olarak büyük başarılar gösterdi. Milliyet ve Vatan’ın yeni sahiplik yapısı altında yayınlarını başarı ile sürdüreceklerine gönülden inanıyoruz.”
***
DİYARBAKIR’DAKİ ÇATIŞMALARDA BİR İLK YAŞANDI
Diyarbakır’da YSK’nın veto kararını protesto etmek isteyen göstericiler polisle çatıştı. Ancak bu kez göstericiler farklı bir araçla saldırdı. BDP binası önüne getirilen belediyelere ait iş makineleri polisin üzerine sürülünce, çevik kuvvet ekipleri, araçların camlarını taş ve coplarla kırdı. Gözaltına alınan göstericiler ise 200 metre mesafedeki AK Parti binasına götürüldü. Polisin bu uygulamasıyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.YSK’nın aldığı kararları protesto etmek için BDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde toplanarak yürüyüşe geçen bir grup ile polis arasında çatışma çıktı. İlçe belediyelerine ait iş makineleri ile parti binası çevresinde barikat kuran BDP’lilere polis müdahale etti. Araç lastiklerini bıçakla patlatan çevik kuvvet polisi, cop ve taşlarla hem partililere saldırdı hem de araçların camlarını kırdı.
GÖZALTINA ALINANLAR Ak Parti BİNASINA GÖTÜRÜLDÜ
Göstericilerde patlatılmadan yakalanan çok sayıda molotof kokteyli ve havai fişek ele geçiren çevik kuvvet polisi, olaylar sırasında gözaltına aldığı çok sayıda BDP’liyi 200 metre mesafedeki Ak Parti İl binasına götürdü. BDP İl Başkanı Mehmet Ali Aydın ve Yenişehir İlçe Başkanı Baki Karadeniz, olaylar sakinleştikten sonra kısa bir açıklama yaptı. Amaçlarının YSK kararını protesto etmek üzere bir yürüyüş düzenlemek olduğunu belirten Aydın, “Ancak polisin orantısız güç kullanımına maruz kaldık. Binamızın halini görüyorsunuz. Milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız içerdeyken biber gazı sıktılar. Gaz bombası attılar, taş atıp camlarımızı kırdılar” dedi. Diyarbakır’da YSK’nın veto kararını protesto etmek isteyen yaklaşık 5 bin kişi BDP il binası önünde ellerinde Abdullah Öcalan ve PKK flamaları olan göstericiler 5 Nisan Mahallesi’ndeki demokratik çözüm çadırına yürümek için toplandı. BDP Mardin Milletvekili Emine Ayna, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, bağımsız milletvekili adayı Nursel Aydoğan, BDP Yenişehir İlçe Başkanı Baki Karadeniz, Emniyet Müdür Yardımcısı İlyas Burunak ile görüşerek, yürümek istediklerini söyledi. Emniyet Müdür Yardımcısı Burunak, “Emine hanım, bu şekilde yürümenize izin veremem. Örgüt bayrakları, molotof kokteylleri, bazı bez parçaları ve yüzleri maske ile örgüt propagandasının yapılmasına izin veremeyiz” dedi. Bunun üzerine Emine Ayna, “Ya bırakın Allah aşkına. Bu ülkenin başbakanının görüştüğü bir kişi için bez parçası diyemezsiniz. Bakın size kolaylık sağlansın diye bir güzergah seçtik” dedi. Burunak ise “Emine hanım bu iş makinelerinin ne işi var. Yani bunu neden yapıyorsunuz” sorusuna karşılık Ayna, “Açık söylemek istiyorum. Polislerin ve polis araçlarının binamıza girmemesi için barikat kurduk bu araçlarla” dedi. Yürüyüşe izin verilmemesi üzerine BDP’liler kısa bir durum değerlendirmesi yapmak üzere Emniyet Müdür Yardımcısı Burunak’ın yanından ayrılırken, yüzleri maskeli göstericiler polise taş, molotof kokteyli ve havai fişeklerle saldırmaya başladı. Çevik kuvvet polisinin de karşılık vermesi sonucu ortalık bir anda savaş alanına döndü. Olaylar sırasında Bağlar ve Yenişehir belediyelerine ait barikat olarak kullanılan bir traktör ve kepçedeki sürücüler, araçları resmi ve sivil polislerin üzerine hızla sürmeye başladı. Çevik kuvvet polisi taş, gaz bombası ve plastik mermilerle ateş ettiği traktör kepçeyi yaklaşık 200 metre sonra durdurdu ve araç sürücüsü gözaltına alındı. Çevik kuvvet polisleri daha sonra barikat olarak kullanılan iş makinelerinin makinelerinin camlarını taş ve copla kıran çevik kuvvet polisi, araç lastiklerini ise bıçaklarla patlattı. BDP seçim otobüsüne de taş, jop, gaz bombaları ve plastik mermi atıldı. Göstericilerin girdiği BDP il başkanlığı binasına tazyikli su ile müdahale edilirken, binanı camları kırıldı. Mardin Milletvekili Emine Ayna, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Diyarbakır bağımsız milletvekili adayı Nursel Aydoğan’ın içeride bulunduğu sırada parti binasına da biber gazı sıkan çevik kuvvet polisini, güvenlik şubeye bağlı polis memurları sakinleştirmeye çalıştı.
***
77 YAŞINDA 200 MİLYON DOLAR GETİRDİ
Türkiye’nin gelir vergisi rekortmeni, tarihte ilk kez 1 haftada değişti. Pişmanlık beyannamesi veren 77 yaşındaki bir sanayici İsviçre’den parasını getirerek Rahmi Koç’u geçip 23.2 milyon lirayla birinci oldu.Habertürk Gazetesi’nden Rahim Ak’ın haberine göre, 200 milyon dolarını İsviçre’de el konulacağı korkusuyla Türkiye’ye geitren sürpriz mükellefin, bu ülkede bir Türk’ün mirasının varise verilmemesi sonrası endişe yaşayanlar arasında olduğu öğrenildi. İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Koç, yeni vergi rekortmeni için ”tanınmış bir sanayici” derken sırasıyla 17.1 milyon lira ve 6.1 milyon lira ile listede ilk 20’ye giren gizli iki mükellef daha çıktı.
MİLLİYET
AK PARTİ İL BİNASINDA GÖSTERİCİLERE İŞKENCE YAPILDI MI?
Güneydoğu’da göstericilerin, polis müdahalesiyle AK Parti il binasına götürüldüğü ve işkenceye maruz kaldıkları iddia edildi! Yüksek Seçim Kurulu’nun 12 bağımsız aday için verdiği veto kararı Türkiye’de kıyametin kopmasına neden oldu. Alınan kararın ardından göstericiler protesto için sokaklara döküldü. Molotofların ve taşların havada uçuştuğu Güneydoğu sokaklarında bu kez kan aktı! Çıkan çatışmalarda göstericilerden birisi hayatını kaybetti. Çok sayıda kişi de yaralandı. Ancak öyle vahim bir iddia atıldı ki ortaya… AK Parti il binasına götürülen göstericilerden bazılarının işkenceye maruz kaldığı açıklandı. BDP’nin dünkü polis saldırısını protesto etmek için yapmak istediği yürüyüşe polisin yeniden müdahalesi sırasında gözaltına alınanların AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’na götürüldüğü ve orada işkenceye maruz kaldıkları iddia edildi! Birgün gazetesinde yer alan iddialara göre, Diyarbakır halkı, KCK davasında yargılanan Kürt siyasetçilere destek vermek ve YSK vetosunu protesto etmek için eylem yaparken, polisin müdahalesine maruz kalmıştı.
POLİSTEN TAZYİKLİ SU! Bu müdahaleyi protesto etmek için bugün BDP il binası önünden Demokratik Çözüm Çadırı’na yürüyüş yapılmak istendi. Ancak polis bugün de gaz bombaları ve tazyikli su ile müdahale etti.
GÖZALTINDAKİLERE İŞKENCE! Çok sayıda kişiyi gözaltına alan polisin, bu kişileri AKP il binasına götürdüğü görüldü. Gözaltındakilere işkence yapıldığı iddia ediliyor.
***
ROL KESE KESE VEDA ETTİ

Başrolde AK Parti’nin renkli siması Kürşat Tüzmen var… NTV ve TGRT peşpeşe odaya giriyor. Meclis’e veda etmeye hazırlanan Tüzmen, Meclis’teki odasını topluyor…
SAAT 11.03 : HABERTÜRK CANLI YAYIN
Habertürk muhabiri canlı yayınd Kürşat Tüzmen’in odasını boşalttığını haber veriyor ve kamera Tüzmen’in odasından içeri giriyor… Tüzmen’in odasının duvarında 2 fotoğraf var… En üstte Tayyip Erdoğan, onun altında bir karikatür… Kürşat Tüzmen rolünü gayet güzel oynuyor… Tabloları birer birer duvardan indirerek, odasını toplayan vekil rolünü icra ediyor…
SAAT 11:07 : NTV CANLI YAYIN
Bu kez NTV muhabiri koridorda yürüyor. Canlı yayındalar… Kürşat Tüzmen’in odasını topladığını söylüyor ve odaya giriyor. 4 dakika önce duvardan indirilen fotoğraflar yerine asılmış…
Kürşat Tüzmen bu kez NTV için yeniden odasını topluyormuş gibi yapıyor.. NTV’de bunu canlı yayınla izleyicisine aktarıyor…
SAAT 12:16: TGRT CANLI YAYIN
NTV canlı yayınından 1 saat sonra…Yine aynı koridor yine aynı kapı ve yine aynı Kürşat Tüzmen. Daha önce canlı yayında 2 kez toplanan oda yeniden eski haline çevrilmiş. Kürşat Tüzmen üçüncü kez elini o fotoğraflara uzatıyor. Aynı mesaj ve sözlerle yeniden Meclis’teki odasına veda ediyor.
***
DEHŞET VERİCİ İFADEYE PEDAGOG BİLE DAYANAMADI
Kartal’da geçen yıl annesinin sevgilisi Yakup Aslan tarafından dövülen Yunus (5), Yakup Aslan’ın yargılandığı dava kapsamında Manisa Adliyesi’nde pedagog eşliğinde ifade verdi. videoya kaydedilen ifadede, Yunus kafasının duvarlara vurulduğunu, günlerce dövüldüğünü anlattı. Çocuğun ifadelerine pedagog bile dayanamayıp konuştuklarını yeterli bularak kaydı kesti. 3 dakika süren ifadenin videosu, davanın görüldüğü Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Çocuklar yüzünden şiddetManisalı Fadime Esen (23), telefonla yanlış arama sonrasında tanıştığı Yakup Aslan’ın çağrısı üzerine Haziran 2010’da, 5 yaşındaki oğlu Yunus’u da alıp İstanbul’a gelmişti. Ancak Yakup Aslan ile Fadime Esen arasında çocuklar yüzünden çıkan tartışmalar sonucu işkence ve şiddet başlamıştı. Yakup Aslan, Yunus’u banyoya kilitleyerek döverken annesinin de dışarı çıkmasına izin vermemişti.Temmuz 2010’da Fadime Esen, oğlu ve kendisinin maruz kaldığı işkenceye daha fazla dayanamayıp Kartal Cevizli’deki ikinci kattaki dairenin penceresinden atlayarak olayı polise bildirdi. Olayın ardından Yakup Aslan tutuklanmış, Yunus ve annesi Manisa’ya dönmüştü.
9 yıl hapis istenmiştiYakup Aslan hakkında hazırlanan iddianamede “yaşı küçük çocuğa eziyet” suçundan 8, Fadime Esen’e karşı da “basit yaralama” suçunu gerçekleştirdiği gerekçesiyle 1 yıl olmak üzere toplam 9 yıl hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesi, Yunus’un ifadesinin alınması için talimat yazdı. Manisa Adliyesi’ne götürülen küçük çocuk, bir pedagog eşliğinde ifade verdi. Soru- cevap şeklinde yapılan ifade kaydı 3 dakika sürdü. Küçük çocuk, kafasının duvarlara vurulduğunu, günlerce dövüldüğünü anlattı.Ancak çocuğun ifadelerine pedagoğun bile dayanamayıp konuştuklarını yeterli bularak kaydı kestiği öğrenildi. Video, Kartal Adliyesi’ne gönderilirken sanık hakkındaki kararın çocuğun ifadesinin hâkim tarafından izlenmesinden sonra verileceği belirtildi.
HABERTÜRK
İNTERNETTEN YURTDIŞI ALIŞVERİŞE KISITLAMA
Devlet Bakanı Yazıcı: Vergi muafiyeti suistimal ediliyor
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, internet yoluyla yurt dışından yoğun bir şekilde gıda takviyeleri, sporcu gıdaları ve kozmetik ürünlerinin getirilerek 150 Avro vergi muafiyetinin suistimal edildiğini belirlediklerini bildirdi. Bakan Yazıcı, bunun üzerine yaptıkları düzenlemeyle kargo ve posta yoluyla yurt dışından getirilen eşyalarda vergi muafiyeti hükümlerinden artık sadece gerçek kişilerin yararlanacağını söyledi.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, açıklamada, elektronik ticaretin gittikçe artan şekilde kullanılmasının, gümrük mevzuatında yer alan posta ve hızlı kargo yoluyla gelen eşyaya yönelik muafiyetlerin de çok yoğun şekilde tercih edilmesi sonucunu getirdiğini, buna bağlı olarak da söz konusu muafiyetlerin suistimalinden kaynaklı şikayetlerin arttığını söyledi. İnternet üzerinden insan ve çevre sağlığına uygun olmayan ürünlerin satışa sunulduğu, yapılan satışların ticari nitelik arz ettiği ve devletin bundan vergi kaybına uğradığına ilişkin şikayetlerin gelmesi üzerine, Gümrük Müsteşarlığına talimat vererek bir çalışma yapılmasını istediğini anlatan Bakan Yazıcı, Gümrük Müsteşarlığının da sektörel bir inceleme başlattığını belirtti. Bu inceleme sonucunda, gıda takviyeleri, sporcu gıdaları ve kozmetik ürünlerinin posta ve hızlı kargo yoluyla yoğun şekilde getirilerek 150 Avro vergi muafiyetinin suistimal edildiği, ayrıca sağlığa aykırı ürünlerin bu yolla ülkeye girdiğinin tespit edildiğini ifade eden Yazıcı, bunun sonucunda e-ticaretin elektronik altyapısının ve ilgili mevzuatının hazırlanması yönünde çalışmalarının yapıldığını kaydetti. Bu kapsamda öncelikle, e-ticaretin kontrol altına alınması, takip edilebilir ve izlenebilir olması için teknik altyapı hazırlandığını anlatan Yazıcı, şöyle konuştu:
”E-ticarete konu eşyanın gümrük işlemlerinin elektronik ortamda yapılabilmesi, eşya ve sahiplerinin izlenebilmesi, muafiyet amacı dışında ticari amaçla yapılan ithalatların takip edilebilir olması açısından oluşturulan Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi (ETGB) programı hazırlanarak 7 Mart 2011 tarihinden itibaren fiilen kullanılmaya başlanmıştır. Bu program ile suistimali önleyecek ve gerekli denetim ve risk analizlerinin yapılmasına imkan verecek yeni bir uygulamaya geçilmiş oldu. Bu uygulama ile ön beyan ve risk analizi kapsamında yapılacak gümrük kontrolleri daha etkin olacak, gelen ve giden gönderinin miktarı, mali boyutu ve türleri konusunda istatistik üretilebilecek. Diğer taraftan, konunun hukuki altyapısının hazırlanması çalışmaları da tamamlandı.” Buna göre, kargo ve posta yoluyla yurt dışından getirilen eşyalarda vergi muafiyeti hükümlerinden artık sadece gerçek kişilerin yararlanacağını anlatan Yazıcı, böylece, 150 avro muafiyetinin ticari amaçla kullanılmasının önlenmesine yönelik bir tedbir aldıklarını kaydetti. Bakan Yazıcı, söz konusu muafiyetten, sürekli aynı kişinin yararlandığının tespit edilmesi halinde, muafiyetin kullanımına da sınırlama getirildiğini bildirdi.
MUAFİYETİN KULLANIMINA YÖNELİK TEDBİRLERMuafiyetin suistimalinin önlenmesi amacıyla bazı tedbirler alındığını, bu tedbirleri bir genelge ile duyurduklarını belirten Bakan Yazıcı, şöyle devam etti:
”Kozmetik ürünleri ile tedavi amaçlı olmayan gıda takviyeleri ve sporcu gıdalarının muafen posta ve hızlı kargo yoluyla getirilmesi tamamen yasaklanmıştır. Bunun dışındaki eşya için muafiyet hakkının kullanımına, 2 ayda en fazla 1, yılda en fazla 5 şeklinde bir sınırlama getirilmiştir. Ayrıca, yüksek kıymetli siparişlerin muafiyet kapsamına sokulmak amacıyla bölünerek getirilmesinin önüne geçilmesini teminen, aynı gönderici tarafından Türkiye’deki bir alıcı adına gönderilen ve aynı konşimento muhteviyatı gönderilerin bir bütün sayılması ve tamamının kıymetinin birlikte dikkate alınması uygulaması başlatılmıştır.” Bu arada düzenleme öncesindeki mevzuata göre kargo ve posta yoluyla yurt dışından getirilen eşyalarda vergi muafiyeti hükümlerinden gerçek kişilerin yanı sıra tüzel kişiler de yararlanıyordu. Artık bu haktan sadece gerçek kişiler yararlanabilecek. Ayrıca 150 avronun altında olan kozmetik ürünleri ile tedavi amaçlı olmayan gıda takviyeleri ve sporcu gıdaları gümrük vergisinden muaf tutuluyordu, yeni düzenlemede bu ürünlere 150 avronun altında olsa bile vergi uygulanacak. Önceki düzenlemede muafiyet hakkının kullanımında süre sınırlaması yokken yeni düzenlemede 2 ay içinde en fazla 1, yılda en fazla 5 şeklinde bu haktan yararlanabilinecek.
***
SANDIK NUMARALARI BELLİ OLDU!
İşte oy kullanma yeriniz ve sandığınız…
12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan 24. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde hangi sandıkta oy kullanacağınız, YSK’nın internet sitesinde açıklandı. YSK’nın sitesinde açıklanan seçmen sorgulamasındaki adres bilgilerine, oy vereceğiniz yer, sandık ve sıra numarası gibi yeni bilgiler eklendi.
***
UÇAĞI KAÇIRAN KIZA TECAVÜZ
ABD’de uçağı kaçırınca 22 yaşındaki kız, herkesin önünde tecavüze uğradı. ABD’de uçağı kaçırınca Denver Havalimanı’nda geceleyen 22 yaşındaki kız, 3 güvenlik görevlisinin gözü önünde tecavüze uğradı. Colorado Eyaleti’ndeki Uluslararası Denver Havalimanı’nda geçen salı günü tecavüz dehşetinin yaşandığı ortaya çıktı. Adı açıklanmayan genç kız, uçağını kaçırınca geceyi havalimanında geçirmeye karar verdi. Havalimanının restoranında Noel Bertrand (26) isimli gençle tanışıp sohbet eden genç kız, gecenin ilerleyen saatlerinde yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı havalimanında hayatının şokunu yaşadı.
Görüp yardım etmediler
Restorandan çıkan genç kızı takip eden Bertrand, boş bir salona gelince saldırıya geçti. Direnen genç kızı döven ve başını yere çarpan Bertrand, daha sonra da  tecavüz etti. Tedaviye alınan talihsiz kız ifadesinde, olay sırasında üç havalimanı görevlisinin kendisini gördüğünü ama müdahale etmediğini iddia etti. Polis ise olayı, görevlilerin haber verdiğini açıkladı. Bugün mahkemeye çıkarılacak olan Bertrand hakkında 12 yıla kadar hapis isteniyor.
AKŞAM
KILIÇDAROĞLU, CHP’NİN OYUNU AÇIKLADI
Kılıçdaroğlu, katıldığı programda partisinin yapılan son anketlerdeki oy oranını açıkladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV’de Can Dündar’ın sorularını yanıtladı. Son yapılan anket sonuçlarına göre CHP’nin oyunun yüzde 29.5 olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Ama ben şu an yüzde 30’un üzerinde olduğumuzu tahmin ediyorum” dedi. Kılıçdaroğlu, bütün hedeflerinin tek başına iktidar olduğunu ifade etti. “Demokrasi ve özgürlükler açısından diğer partilere fark atmalıyız ve örnek olmalıyız” diyen Kılıçdaroğlu, 29 ilde ön seçim yaptıklarını hatırlatarak, bunun önemli bir adım olduğunu belirtti.
-KOALİSYON İHTİMALİNİ DÜŞÜNMEK İSTEMİYORUZ-
MHP ile koalisyon ihtimalinin düşünülüp düşünülmediğine ilişkin bir soruya Kılıçdaroğlu, “Bu ihtimalleri hiç düşünmek istemiyoruz” yanıtını verdi. Halkın kendilerine izin vermesi durumunda Türkiye’de gerçekten halkın iktidarını kuracaklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yeterli kaynaklarının çarçur edildiğinin bilindiğine işaret ederken “Bütün sorunları çözeriz” dedi.
-MEDYA OLMASAYDI-
Kılıçdaroğlu, YSK’nın 12 bağımsız adayın adaylık başvurularını iptal etmesine ilişkin değerlendirmesinde ise seçim barajının demokrasinin önünde bir engel olduğunu söyledi. Bu tür olayların son bulması için seçim barajını indirilmesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, seçim barajından sadece BDP’nin değil diğer siyasi partilerin de şikayetçi olduğunu dile getirdi. YSK’nın iptal kararına gösterilen tepkiler ve bugün gelinen noktayla ilgili de Kılıçdaroğlu, “Ne oldu, mahkemeler çalıştı ve gelinen nokta ortada. Eğer medya olmasaydı, belki bunların hiçbiri gerçekleşmeyecekti. Medya görevini yaptı ve engelledi” dedi. Kılıçdaroğlu, 12 Haziran’a kadar 81 ile gideceklerini, bazı illere birden fazla gideceklerini de sözlerine ekledi.
***
TEKEL EYLEMCİLERİNE DAVA
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 Nisan 2010’da TEKEL işçilerinin 4/C statüsüne geçirilmelerini protesto için düzenlenen eyleme katılan ve CHP İstanbul Milletvekili adayı Süleyman Çelebi ve TKP Genel Başkanı Erkan Baş ile çok sayıda sendikacının da aralarında bulunduğu 111 kişi hakkında, ”2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalefet ettikleri” iddiasıyla dava açtı. Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Abdulvahap Yaren’in hazırladığı iddianamede, Tek Gıda-İş Sendikasının, TEKEL işçilerinin 4/C statüsüne geçirilmelerini protesto etmek amacıyla Ankara’da 1 Nisan 2010’da eylem organize ettiği ifade edildi. Sendika yöneticilerinin, tüm illerden otobüsle Ankara’ya gösterici taşıdığı, ”yasadışı” gösteriye valiliğin izin vermediği, Emniyet yetkililerinin bunu belirtmesine rağmen sendika yetkililerinin gösteri yapmak konusunda ısrarcı olduğu kaydedilen iddianamede, bu amaçla sabah saatlerinden itibaren Kolej ve Kızılay civarında gruplar halinde toplanan eylemcilerin, yolları kapatmaya ve gösteri yapmaya başladıkları anlatıldı. Türk-İş Genel Merkezi ve çevresi ile diğer noktalarda toplanan gruplara sesli ikaz yapıldığı, grubu yönlendirenlere birebir ikazda bulunulduğu ifade edilen iddianamede, buna karşın göstericilerin eylemi saat 21.30’a kadar devam ettirdikleri, gruplar halinde şehrin merkezindeki cadde ve sokakları trafiğe kapattıkları kaydedildi. Kızılay ve Kolej semtlerindeki birçok sokak ve caddenin göstericilerce işgal edilerek, ulaşımın engellendiği anlatılan iddianamede, göstericilerden Şükriye Ercan’ın, polis memurlarına yangın söndürme tüpüyle saldırdığı, fiziki saldırı sebebiyle polisin işlem yaptığı, sanıklardan Sami Evren ve Barış Çelik’in bu sebeple polise mukavemet ederek, Ercan’ı polisin elinden alıp kaçırdıkları ifade edildi. Bir şüphelinin evrakının, yaşının küçük olması nedeniyle ayrılarak, Çocuk Suçları Soruşturma Bürosuna gönderildiği bildirilen iddianamede, 111 kişinin, ”2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalefet ettikleri” iddiasıyla 3 yıl 6’şar aydan 8’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
-SANIKLAR-Sanıklar arasında CHP İstanbul Milletvekili adayı Süleyman Çelebi, TKP Genel Başkanı Erkan Baş, DİSK Genel Başkanı Tayfun Görgün, Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, eski KESK Genel Başkanları İsmail Hakkı Tombul ve Sami Evren gibi çok sayıda sendikacı ile YSK’nın bağımsız milletvekili adaylığının iptaline karar verdiği Çiçek Otlu da bulunuyor. Sanıklar, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacak.
***
YSK’DA KRİTİK TOPLANTI
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), bazı bağımsız milletvekili adaylarının adaylıklarının iptaline ilişkin değerlendirme toplantısı başladı. YSK’nın kararıyla adaylıkları iptal edilen bazı bağımsız milletvekili adayları, dün adaylıklarına ilişkin belgeleri Kurul’a sunmuştu. Kurul, saat 10.10’da başladığı toplantıda adayların getirdiği bu belgeleri değerlendirecek.