Gazete Manşetleri (02.04.2011)

gazetelerGazete manşetlerini besiktas.com.tr adresinde tek bir adımda okuyabilirsiniz… CUMHURİYET: Osmaniye’de 1 asker şehit… SABAH: ‘Ben yıldızları hiç bir zaman saymadım’… Şimdi de denize sızdı… HABERTÜRK: Mithat Can da kim? AKŞAM: Bu 13 ilde yaşayanlar dikkat!..

CUMHURİYET

OSMANİYE’DE 1 ASKER ŞEHİT

Osmaniye’nin Hasanbeyli ilçesinde teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada yaralanan Jandarma Er Zeynel Kapucu (21) şehit oldu. Hasanbeyli ilçesine bağlı Kaypak köyü yakınlarında, güvenlik güçlerinin geçişi sırasına yola döşenen mayının patlatılması sonucu çıkan çatışmada ağır yaralanan Zeynel Kapucu kaldırıldığı Osmaniye Devlet Hastanesindeki müdahalelere rağmen sabaha karşı hayatını kaybetti. Şehit er Kapucu’nun cenazesinin, Osmaniye İl Jandarma Komutanlığında düzenlenecek törenin ardından ambulansla Adana’ya, oradan da uçakla Muğla’ya gönderileceği bildirildi.
Törene, İçişleri Bakanı Osman Güneş’in de katılacağı belirtildi. Uzman Çavuş Abiter Çiçekçi ile erler Nihat Çağlar, Sunay İnanır, Yunus Uyuktaş ve Aykut Akpınar’ın Osmaniye Devlet Hastanesindeki tedavileri sürüyor.

***

‘EMNİYETTEKİ KAYITLARI SİLDİLER’

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin ihmali olup olmadığına ilişkin soruşturma raporu düzenleyen Emniyet Başmüfettişi Levent Yarımel, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yeniden açılan soruşturma kapsamında verdiği ifadede çarpıcı bilgiler verdi. Emniyet Başmüfettişi Levent Yarımel, “Emniyet, Türkiye’de yaşayan herkesin görüşme kayıtlarına ilişkin bilgileri tutuyor, istediği kaydı silip değiştirebiliyor” dedi. Yarımel, İstihbarat Daire Başkanlığı’nın, İstanbul Emniyeti’nin cinayetten bir yıl önce azmettirmekten yargılanan Yasin Hayal’in eylem yapacağına ilişkin istihbarat üzerine telefon sorgulaması yaptığını gösteren LOG kayıtlarını sildiğini ileri sürdü. Vatan gazetesinde yer alan habere göre Yarımel, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda talimatla verdiği ifadede, Dink cinayetinde Trabzon, İstanbul ve Emniyet ile İstihbarat Daire Başkanlığı yetkililerinin kusur ve ihmallerini sıraladı. Yarımel, “Yasin Hayal’e ait telefonun sorgusunun yapıldığına dair benim ve daha sonra da itiraz üzerine atanan bilirkişi Prof. Dr. Nizamettin Erduran’ın tespitleri var. Bu rapora göre İstanbul İstihbarat Şubesi’nin Yasin Hayal’e ait telefonu 20 Şubat 2006’da sorgulanmış. Hangi polisin, hangi telefon numarası hakkında, ne zaman sorgulama yaptığına ilişkin bilgilerin tutulduğu LOG kayıtları sadece Ankara İstihbarat Daire Başkanlığı’nda silinip değiştirilebilir. Bu durum İstihbarat Daire Başkanlığı’nın Yasin Hayal’in telefonunun telefon sorgusu (LOG) kayıtlarını sildiği gerçeğini ortaya koymaktadır… İstihbarat Daire Başkanlığı’ndaki sıralı amirler emir vermedikçe bilgisayar sistemlerindeki LOG kayıtları silinemez”?ifadesini kullandı.

***
SiNEMASIZ KALMAYIN

30. İstanbul Film Festivali dün akşam Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda törenle açıldı. Oyuncu Mehmet Ali Alabora’ın sunuculuğunu yaptığı gecenin başında geçen yıl olduğu gibi ‘İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi’Emek Sineması’nın kapatılmasını protesto etti. Törende Türk sinemasına yıllar boyu emek vermiş yönetmen Yusuf Kurçenli, görüntü yönetmeni Ertunç Şenkay ve sinema sanatçıları Metin Akpınar ile Zeki Alasya’ya “Sinema Onur Ödülleri” verildi. Bu yılki festivalin onur konuğu, yapıtları ve yaklaşımıyla çağdaş ve bağımsız sinemayı etkileyen, Macar yönetmen Belá Tarr’a da “Sinema Onur Ödülü”nü İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı verdi. Açılışta festivalin 30 yıllık hikâyesini kendi anılarıyla Türkan Şoray’dan İzzet Günay’a, Özgü Namal’dan Mehmet Günsür’e, Yeşim Ustaoğlu’ndan, Semih Kaplanoğlu’na Türk sinemasının tanınmış oyuncu ve yönetmenleri anlattı. Sahneye çıkan çoğu sanatçı Emek’in tekrar açılması yönünde konuşmalar yaparken Alasya da ödülünü alırken “Emek Sineması film göstermek için açılsın, sahnesinde namaz kılmak için değil” diye konuştu. Festivale 28 yıl boyunca ev sahipliği yapan Emek Sineması ile ilgili de özel bir video gösterimi yapılan törende, bu sinemanın emektar çalışanı Hikmet Dikmen de “sinemasız kalmayın” dedi. İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi de üflemeli oyuncaklarla boşaltılan ve yıkımı planlanan Emek için seslerini yükseltti.

Anılarla festival
Eski festival görüntülerinden sokak röportajlarına, festivalin ödüllü yönetmenlerinden kuruluş yıllarına özel kliplerin yayımlandığı gecede sahnede, 17 yıl boyunca festival direktörlüğünü üstlenen Hülya Uçansu, 13 yıl festivalin sanat yönetmenliğini yapan Vecdi Sayar ve festivalin ikinci yılından bu yana danışma kurulunda bulunan Atilla Dorsay da yer aldı. Töreninin ardından Isabelle Huppert’in başrolünü üstlendiği Marc Fitoussi’nin “Copacabana” adlı film gösterildi.

SABAH

BEN YILDZLARI HİÇBİR ZAMAN SAYMADIM

Başbakan Erdoğan seçim sonuçları için oranlı tahmin yapmadığını söyledi ve ekledi: “Kılıçdaroğlu ve ekibi benim oran verdiğimden bahsediyor. Ben oran vermeyi sevmem. Ben yıldızları hiçbir zaman saymadım. Seçim günü ortaya çıkar” Başbakan Erdoğan’la bir “Dönüş klasiği” daha. İzlediğimiz her yurtdışı gezi sonrasında olduğu gibi, Londra ziyaretinden dönüşte de Erdoğan kendisine eşlik eden gazetecilerle uçağın önündeki bölümde bir araya geldi. Bu kez daha çok gazeteden temsilci vardı: SABAH, Hürriyet, Zaman, Habertürk, Akşam, Star, Yeni Şafak, Bugün, Türkiye, Yeni Akit…
Erdoğan bir ricayla söze başladı: “Başkanlık sistemi konusuna girmeyelim. Seçim öncesi tekrar gündeme gelmesini istemiyorum. Seçim sonrası halkın arasında tartışılır. Halk bir sonuca ulaşır.”Biz de sorulara rekor büyüme hızıyla başladık, Londra temaslarıyla devam ettik. İşte sorular ve Başbakan’ın yanıtları:
2010 büyüme hızı en iyimser tahminlerin bile üstünde çıktı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erdoğan: Yüzde 8 civarında bekleniyordu, 8.9 çıktı. Avrupa’da birinciyiz, OECD ülkeleri arasında birinciyiz. Dünya’da da 9-10’uncu gibiyiz. Önümüzdekilerin çoğu Afrikalı. Ama onları saymayın, çünkü farklı bir hesaplaması var.
(Not: Aslında büyüme hızı çok daha yüksek çıkabilirdi; dış ticaret açığı aşağıya çekti. Bilgi olarak aktaralım: Bir ülkenin büyüme hızı hesabına şunlar giriyor: Kamu ve özel tüketim, kamu ve özel yatırım, ihracat-ithalat. Eğer ihracat ithalatın üstündeyse, yani dış ticaret fazla veriyorsa, büyüme hızı olumlu etkileniyor, tersi durumda olumsuz yansıyor. Maliye kaynakları dış ticaret açığı bir yana bırakılırsa, sadece tüketim ve yatırım kalemleri dikkate alınırsa, 2010’daki büyüme hızının yüzde 13.3’ü bulduğunu belirtiyorlar.)

SARAYDA KABUL
Kraliçe 2’nci Elizabeth ile görüşmeniz nasıl geçti?
Erdoğan: Olayları yakından takip ediyor.
Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki durumla ilgili olarak konuştuk. Kendisine bilgilendirme yaptık. Türkiye ile ilişkilerden memnun. Son yaptığı Türkiye ziyaretinden de çok etkilenmiş.
İngiltere ile aramızdaki ticaret hacmini mevcut 12 milyar doların iki katına rahatlıkla çıkarabiliriz.
İşadamlarıyla yaptığımız oturumda da bunu konuştuk.
İngiltere Başbakanı David Cameron parlamento konuşmasında Libya’daki muhalifleri silahlandırmaktan söz etti, siz ise karşı çıktınız. İkili görüşmenizde bu konu tekrar açıldı mı?
Erdoğan: O da aslında olumlu bakmıyor.
Bize de böyle bir talebi olmadı. Bu konuyu ilk Başkan Obama söyledi. Biz de “Türkiye olarak böyle bir konu gündemimizde yok” dedik.
Suriye lideri Beşşar Esad koltuğunu koruyabilecek mi?
Erdoğan: Kendisini 1-2 gün içinde tekrar aramak istiyorum. Yaptığı açıklamalar Suriye’de ne tür yankı uyandırdı; bunu bir görmek istiyorum.
Halkın beklentileri neydi ne oldu; onu öğrenmek istiyorum. Hükümet değişikliğinden öte, olağanüstü hal uygulamasının kaldırılması, siyasi tutukluların serbest bırakılması, siyasi partiler ve seçim kanunları gibi bir dizi beklenti vardı.
Eğer bu beklentiler olmazsa kendisine söyleriz.
Suriye’nin Libya’ya benzemesi gibi bir kaygınız var mı?
Erdoğan: Kaygıyla izliyoruz tabii.
Kaygılı olmak istemem ancak en uzun sınıra sahip komşumuz Suriye. Ayrıca aile ilişkileriyle de özel bir durum arzediyor. Hatay, Halep, Kamışlı’da iki taraf arasında ciddi evlilikler var. Lazkiye civarından bile bizden yardım isteniyor.

Bir göç dalgası olur mu?
Erdoğan: Temennim olmaması. Olursa bizi sıkıntıya sokar.

Suriye’de askeri müdahale bekliyor musunuz?
Erdoğan: Öyle bir sürece girerse, o zaman farklı olur. Bakın, Tunus’ta 50 parti kuruldu, daha da artacak. Mısır’da da yeni kurulan parti sayısı artıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e, Mısır gezisi sırasında yönetime el koyan Yüksek Askeri Konsey Başkanı Mareşal Tantavi, “Seçimlerden sonra kim kazanırsa teslim edeceğim” diyor. Asker sözü. Askerin daha sonra görev alması yok. 6 ay, bir yıl sonra yol haritası belirlenir. Sonra askerin uzaklaşması orasını rahatlatacak.

Devrimlerin darbeye dönüşmesinden söz ediliyor. Tunus’ta “Bin Ali gitti ama bütün adamları yönetimde duruyor” eleştirileri var.
Erdoğan: Bürokrat görevden alınmaz.
Mesele seçimin sağlıklı yapılabilmesi. Ama burada anayasa ve yasaların süratle hazırlanması gerekir. O gelişme memurlara, bürokratlara da yansıyacaktır.

KHK ÇIKARMA YETKİSİ
Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi istemenize muhalefet karşı çıkıyor…
Erdoğan: Bizim kanun hükmünde kararname çıkarmamız, devlet bakanlıklarını kaldırmak için. Çünkü devlet bakanlıklarının kadrosu, bütçesi yok. O zaman sürekli bir bütçe, kadro arayışı içine giriyor. Kendisine bağlı genel müdürlüklerden, örtülü ödenekten kaynak bulmaya çalışıyor. Bu düzenleme seçimden sonra yürürlüğe girecek. Devlet bakanlıklarının kurulması bir zamanlar birilerinin gönlünü almak içindi. O amaçla kurulurdu. Biz göreve geldiğimizde bakanlık sayısı 37 kadardı.
Şimdi 20 artı bir gibi bir kabine düşünüyorum.
Gönlüm daha da aşağı indirmekten yana.
Irak’ta mesela 45 bakanlık var. Bir yerde bakanlık çoksa, buralarda kadrolaşma var demektir.

SEÇİM ANKETLERİ
Seçime yönelik anketlerde yüzde 45-50 aralığındaki bir oranda gözüküyorsunuz. Sizin araştırmalarınız da aynı sonucu veriyor mu? Seçimde beklentiniz nedir?
Erdoğan: Biz ısrarla bir şeyi vurguladık.
2002 seçimleri çıraklık, 2007 kalfalık, şimdi de ustalık dönemi diyoruz. İcraatlarımız halkın gözü önünde. Medya ne kadar kaçırırsa kaçırsın ortada. Kamuoyu yoklamalarını da intizamlı olarak yaptıran tek biziz. Üç ay kadar önce 106 bin denek ile 81 vilayette araştırma yaptırdım.
Partiyi kurarken de benzer bir araştırma yaptırmıştım.
O zaman 42 bin denek ile yapmıştık.
106 bin deneğe ilindeki milletvekillerinden memnun olup olmadıklarını sorduk. O zaman AK Parti milletvekillerinin durumu da ortaya çıkıyor. İlin diğer partilerden milletvekillerinin durumunu da gösteriyor. Kılıçdaroğlu ve ekibi benim oran verdiğimden bahsediyor. Ben oran vermeyi sevmem. Ben yıldızları hiçbir zaman saymadım. Seçim günü ortaya çıkar. Ne kadar oy alırız, Allah kerim. Bu sebepler aleminde sebebe tevessüldür. Halkın beklentisini karşılamaktır. Kadın, gençlik kollarımız iyi çalışıyor. 6 bin civarındaki aday adayı için temayül yoklaması yaptık. Şimdi partide bu kişilerle ilgili ilk aşama çalışma bitti. İkincisi, mülakat bölümü başladı. Daha sonra benim de arasında bulunduğum bir heyet daha inceleyecek.
Gerekirse bazı seçim bölgeleri için anında kamuoyu yoklaması yaptırılacak.
Seçim sloganınız ne olacak?
Erdoğan: Seçimde yeni bir Anayasa önem arz ediyor. Bunun yanında ikinci derece ama en önemlisi 2023 hedefleri olacak. 15 Nisan’da seçim beyannamesini açıklayacağız. 11 Nisan’a kadar arkadaşlar çalışacak. Bu arada benim de yapacağım çalışmalar var. Sonra arkadaşlar beni bilgilendirecek. 2023’te 500 milyar dolar ihracat, 2 trilyon dolar milli gelir, 25 bin dolar kişi başına milli gelir, ve 2023’e kadar 500 bin konut daha, bir bu kadar duble yol daha… Hedefler bunlar.
Ustalık dönemi dediniz. Bu üçüncü döneminiz, daha sonra ne yapacaksınız?
Erdoğan: Tüzüğümüz gereği bir dönem mola vereceğiz. Sonrasında devam edeceğiz.
Ama bakarsınız mola hoşumuza gider, tamamen bırakırız. Çekilip “Biz bundan böyle sadece danışmanlık verelim” diyebiliriz.

KUZEY IRAK ZİYARETİ
Kuzey Irak gezinize tepkiler nasıl?
Erdoğan: Kürt sorununu ilk ben söyledim.
2005’te Diyarbakır’da, “Kürt sorunu” diye. Parti programımızda Kürt sorunu diyen biziz. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in de bulunduğu bir toplantıda “Benim bu ifadeyi kullanmamdan niye rahatsız oluyorsunuz” diye sordum, “Sonuçta parti programımız halkın oyuna sunuldu ve kabul gördü. Ben programı konuşuyorum…”
Erbil sürecini gördünüz. Ben gittim.
Kim rahatsız oldu? BDP… Niye? Kendileri sürekli Barzani ile, Talabani ile mekik dokur gibi görüştüler, işin göbeğini orada (Not: Kuzey Irak’ı, özellikle Kandil’i kastediyor) kestiler.
Şimdi “Kürt sorununu burada konuş” diyorlar.
Kandil ne işe yarar orada? Barış içinde işaret fişeklerini atalım. Bundan rahatsız olmaması gerekenler rahatsız oluyor. Hakkâri’de, Diyarbakır’da yatırımdan rahatsız oluyorlar.
Neden? Eskiden yapılmıyordu, “Devlet buraya yatırım yapmıyor” diyorlardı. Şimdi bunlar ellerinden alındı. Okul, yol, hastane, enerji, su, konut, ne ihtiyaç varsa yapılıyor. Bizim çok ciddi desteğe ihtiyacımız var. Medyanın bölgede yapılanları vermesi lazım. Bu veriler ortaya konulunca bunların iddiaları eriyip gidecek. O zaman Kürt vatandaşlarımız nelerin olduğunu anlayacak, kimin ne yaptığını görecek. Güneydoğu’ya yapılanları görünce ben de duygulanıyorum.
Muş’tan Bitlis’e geçerken dağı delip tünel yapmışız. Bir yanından girip diğer yanından çıkıyor. Devletin elinin uzanmasıdır bu…

SAVCI ÖZ’ÜN TERFİSİ
Savcı Zekeriya Öz’ün görev alanının değiştirilmesi eleştirildi…
Erdoğan: Ben yorumlardan üzüntü duyuyorum.
Gazetelere atılan başlıklar hoş değil.
Zekeriya Bey bir görev ifa etti. HSYK 200’ü aşkın hâkim ve savcının atamasını yaptı, yerini değiştirdi. Zekeriya Bey de başsavcı vekilliğine getirildi. Yerine de Fikret Seçen Bey geldi.
Ercan Şafak Bey de öyle. Turan Çolakkadı bey de başsavcı oldu.
Görev dağılımına bakıyorum, Ergenekon davası Fikret Bey’e bağlı. Farklı şey aramak yanlış. Süreç bitecek demek yanlış. Bunu söyleyenler yargı sürecine yanlış yapıyorlar. Her gelen bırakılan noktadan devam eder. Biz yürütmeyiz, yargının işine karışmayız. Yargıya müdahalemiz söz konusu değil. Türkiye bir hukuk devleti olmadan, olmaz.

TBMM DAĞILIMI
Siz yüzde 45-50 arası bir oy öngörüyorsunuz.
2007’de yüzde 47 ile 340 milletvekili çıkardınız.
106 bin kişi ile yaptırdığınız ankette bir projeksiyona gittiniz mi, kaç milletvekili çıkarıyorsunuz?
Erdoğan: Bu, Meclis’e girecek grup sayısına bağlı. Üç mü, dört mü olacak, ona göre değişir.
Sayı da buna göre 315 de olabilir, 335 de…
Bu durumda milletvekili sayınız Anayasa’yı referanduma götürecek 330 kritik eşiğine takılmayacak mı?
Erdoğan: Anayasa konusu sadece bizim değil. Herkesin ilgilenmesi gereken bir konu olmalı.
***
“BİRBİRİMİZE SADECE MAL SATMIYORUZ”

Ali Babacan Çin ile ilişkilerin dünya meselelerini tartışan bir boyuta geldiğini belirtti. G20 toplantısına katılmak için Çin’e gelen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Murat Esenli tarafından onuruna verilen kahvaltıda burada yaşayan Türk vatandaşlarıyla bir araya geldi. Bakan Babacan, kahvaltıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin çok hızlı bir şekilde geliştiğini ve üst düzey ziyaretlerin sıklaştığını belirtti. Çin Başbakanı Ven Ciabao’nun ziyareti sırasında ikili ilişkilere “stratejik” sıfatının verildiğini hatırlatan Babacan, artık Türkiye ile Çin’in birbirine mal alıp satan iki ülke değil, dünya meselelerini, küresel meseleleri istişare eden ve işbirliği yapan iki ülke haline geldiğini ifade etti. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi;nin 2 yıllık geçici üyeliği sırasında tüm dünyayı ilgilendiren güvenlik meselelerinde Çin’le çok yakın çalıştığını ve bunu bundan sonra düzenli bir mekanizmaya oturttuğunu söyleyen Babacan, buna göre iki ülkenin dışişleri bakanlarının düzenli aralıklarla bir araya gelip dünya meselelerini istişare edeceklerini ve mümkün olduğunca ortak tutum alınacağını anlattı.

”BU PAZARA TÜRKİYE’NİN MAL SATAMAMASI DİYE BİR ŞEY OLAMAZ”

İki ülke arasında askeri işbirliğinin de geliştiğine değinen Babacan, geçen yaz iki tarafın ortak bir tatbikat gerçekleştirdiğini belirterek, ”Türkiye, NATO üyeleri içinde Çin’le böyle bir tatbikat yapan ilk ülke oldu” diye konuştu. Türkiye ile Çin arasındaki ticaretin geliştiğini ve geçen yıl 20 milyar dolara yaklaştığını anlatan Babacan, ticarette Türkiye aleyhine olan açığı kapatmak için daha çok çalışmak gerektiğini söyleyerek, ”Ekonomisi hızla gelişen bu kadar büyük bir pazara Türkiye’nin mal satamaması diye bir şey olamaz”
dedi.

Turizmin ikili ilişkilerde önemli bir alan olduğuna dikkati çeken Babacan, ”her birinizi birer elçi gibi görmek istiyoruz” diyerek Türkiye’nin daha iyi tanıtılması için Çin’de yaşayan Türklere önemli görevler düştüğünü vurguladı. Babacan, Çin’den geçen yıl Türkiye’ye 77 bin turist gittiğini kaydederek, bu sayının tatmin edici olmadığını, ancak çok düşük rakamlardan buralara gelindiğini ifade etti.

“AÇLIK SINIRINDA VATANDAŞ YOK”
Türkiye;nin hızlı bir değişim sürecinde olduğunu ve son açıklanan verilere göre kişi başına düşen milli gelirin 10 bin doların üstüne çıktığını söyleyen Babacan, gelir dağılımının da düzeldiğine ve Türkiye;de açlık sınırı kabul edilen günde 1 gelirin altında geliri olan vatandaş kalmadığına dikkati çekti. Babacan, “hatta bunun iki mislini alırsak, günde 2 doların altında geliri olan vatandaşlarımız nüfusun binde 2;sine denk düşüyor” dedi.Babacan, günde 4 dolar geliri olan vatandaşların 2002;de yüzde 30 olan oranının, 2009;da yüzde 4;e düştüğünü belirtti. Babacan, Türkiye;nin geçen yıl küresel krize rağmen dünyanın en hızlı büyüme sağlayan ülkelerinden biri olduğuna işaret etti.

”KRİZİN MALİYETİ 2.DÜNYA SAVAŞI’NI GEÇTİ”
İstikrara öncelik veren bir ekonomik politikanın güven oluşturduğunu söyleyen Babacan, güven oluştuktan sonra da her şeyin kolaylaştığını belirtti. Son krizden sonra acaba fazla özel sektörcülük iyi değil mi, devlet daha çok mu bu işin içinde olmalı türünden görüşler ortaya atıldığını hatırlatan Babacan, bunların hiç birine katılmadıklarını ifade etti. Babacan, ”krizden önce gelişmiş ülkeleri işlerini doğru düzgün yapsalardı, gerçek görevleri olan düzenlemeyi dikkatli yapsalardı, iyi denetleselerdi bu kriz zaten çıkmazdı” diye konuştu. Babacan, krizin sebebi olarak Amerikan bankacılık sistemindeki kontrolsüz büyümeyi gösterirken, 2008-2009 krizinin dünyaya maliyetinin çok büyük olduğu, hatta 2.Dünya Savaşı’nın maliyetini geçtiği görüşünü dile getirdi.

BORÇ STOKUNU DİKKATE ALAN VE GÜVENE ÖNCELİK VEREN UYGULAMALAR
Gelişmiş ülkelerin kamu borçlarının alabildiğine arttığını, yıllık toplam milli gelirleri kadar borçları olduğunu anlatan Babacan, 2008 ve 2009’da bankacılık krizi yaşamadığı için Türkiye’nin borcunun artmadığını söyledi. Hükümetin borç stokunu dikkate alan ve güvene öncelik veren uygulamalarının özel sektörün önünü açtığını dile getiren Babacan, özel sektörün yatırım harcamalarının geçen yıl 168 milyar lirayı bulduğunu aktardı. Tüketici güven endeksinin son 2 yılın, üretici güven endeksinin de son 4 yılın en iyi seviyesinde olduğu bilgisini veren Babacan, bankaların da duydukları güvenden dolayı alabildiğine kredi vermeye çalıştıklarını, kendilerinin ise onları frenlemeye çalışarak geleceği düşünmeleri uyarısında bulunduklarını anlattı. Bakan Babacan’ın yarın Çin’den ayrılması bekleniyor.

***
ŞİMDİDE DENİZE SIZDI

Fukushima santralinin 2. reaktöründen denize radyoaktif sızıntı gerçekleştiği açıklandı. Fukushima nükleer santrali yetkilileri Cumartesi yaptıkları açıklamalarda ikinci reaktörden denize radyoaktif sızıntı gerçekleştiğini açıkladı. Tokyo Electric Power Co (TEPCO) şirketinin yaptığı açıklamaya göre saatte 1000 milisivert sızıntı gerçekleşiyor. Japon nükleer denetleme kurumu TEPCO şirketinin bu sızıntıyı engellemeye odaklandığını belirtiyor.

***
DIŞİŞLERİ’NDEN SURİYE AÇIKLAMASI

Dışişleri Bakanlığı, Suriye’nin reform iradesine zarar verecek, istikrarını bozacak hiçbir girişimin Türkiye tarafından hoş görülmesinin, tasvip edilmesinin mümkün olmadığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Suriye Müslüman Kardeşler Örgütü Adına Riyad El-Şıkfi’nin İstanbul’da yaptığı ve El-Cezire kanalında yayınlanan açıklamaları” hakkında yöneltilen sorulara cevaben bir açıklama yaptı. Sözcü, açıklamasında, “Bu kritik dönemde dost ve kardeş Suriye;nin reform iradesine zarar verecek, istikrarını bozacak hiçbir girişimi Türkiye;nin hoş görmesi, tasvip etmesi mümkün değildir. Biz Suriye halkının talep ve beklentilerini barışçı yollardan ortaya koyacağından; Suriye yönetiminin de bu talep ve beklentileri karşılamak yönünde esasen vadetmiş olduğu reform sürecini bir an önce başlatacağından eminiz” ifadelerini kullandı. “Yakın dostluk ve iyi komşuluk ilişkileri içinde bulunduğumuz Suriye’nin refahı, huzuru ve istikrarı ile kardeş Suriye halkının mutluluk ve esenliği kendi ülkemizin istikrarı, kendi halkımızın mutluluğu kadar önemlidir” diyen sözcü, Suriye yönetiminin halkın taleplerine karşı duyarlı olduğunun, Türkiye tarafından bilindiğini kaydetti. Sözcü, “Esasen, Cumhurbaşkanı Sayın Beşar Esad’ın önderliğinde siyasi, sosyal ve ekonomik reformlar gerçekleştirileceği yönünde yapılan açıklamaları kuvvetle desteklediğimizi vurgulamıştık” diyerek, şöyle devam etti: “Bu çerçevede, Suriye yönetiminin değişimin önünde engel değil, değişim ve dönüşümün öncüsü olacak adımlar atacağına yürekten inanıyoruz. Dolayısıyla bu kritik dönemde dost ve kardeş Suriye;nin reform iradesine zarar verecek, istikrarını bozacak hiçbir girişimi Türkiye;nin hoş görmesi, tasvip etmesi mümkün değildir. Biz Suriye halkının talep ve beklentilerini barışçı yollardan ortaya koyacağından; Suriye yönetiminin de bu talep ve beklentileri karşılamak yönünde esasen vadetmiş olduğu reform sürecini bir an önce başlatacağından eminiz.”

AKŞAM

BU 13 İLDE YAŞAYANLAR DİKKAT!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce yapılan son değerlendirmelere göre, ülke genelinde görülecek yağışların İstanbul, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale, İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Erzincan, Tunceli, Elazığ ve Balıkesir’in Ayvalık, Burhaniye ve Edremit ilçelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Hava sıcaklığı güney ve batı kesimlerde 3 ila 5 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgar Marmara ile zamanla Kuzey ve Kıyı Ege’de kuzey ve doğu, diğer yerlerde güney ve doğu yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, İç Anadolu’nun güneyi ile Marmara’da kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esecek.

KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI
Yağışların; İstanbul, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale, İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Erzincan, Tunceli, Elazığ ve Balıkesir’in Ayvalık, Burhaniye ve Edremit ilçelerinde kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara (sel, su baskını, vb.) karşı vatandaşların ve ilgililerin dikkatli ve tedbirli olması gerekiyor.

KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI
Rüzgarın; Marmara’da poyrazdan, İç Anadolu’nun güneyinde kıble ve lodostan kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi beklendiğinden, yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (deniz ulaşımında aksamalar, vb.) vatandaşların ve ilgililerin dikkatli ve tedbirli olması gerekiyor.

TOZ TAŞINIMI UYARISI
Güneydoğu Anadolu bölgesinde toz taşınımı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (hava kalitesinde azalma, görüş mesafesinde azalma vb.) vatandaşların ve ilgililerin dikkatli ve tedbirli olması gerekiyor.

BAZI İLLERDE HAVA DURUMU

Bazı illerde bugünhava durumuve sıcaklık değerleri şöyle olacak:

İSTANBUL: Parçalı çok bulutlu ve aralıklı sağanak yağışlı geçecek. Yağışların, sabah saatlerinden itibaren kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgar; kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esecek. (12)

ANKARA: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı (19)

İZMİR: Parçalı çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların öğle saatlerinde kuvvetli olması bekleniyor. (19)

ADANA: Parçalı çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı (24)

ANTALYA: Parçalı çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; öğle ve akşam saatlerinde kuvvetli olması bekleniyor. (22)

SAMSUN: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren sağanak yağışlı (14)

ERZURUM: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı (13)

DİYARBAKIR: Parçalı zamanla çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı (24)

BÖLGELERDE HAVA DURUMU

Yapılan son değerlendirmelere göre bugün bölgelerde hava durumu şöyle olacak:

MARMARA: Parçalı ve çok bulutlu, bölge geneli aralıklı sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Çanakkale ile Balıkesir’in Ayvalık, Burhaniye ve Edremit ilçelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgar; bölge genelinde kuzey ve kuzeydoğu yönlerden yer yer kuvvetli olarak (40-60 km/saat esecek.

EGE: Parçalı ve çok bulutlu, bölge geneli aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; İzmir, Aydın ve Muğla çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.

AKDENİZ: Parçalı ve çok bulutlu, bölge geneli aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; öğle saatlerinden sonra Antalya çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.

İÇ ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu, bölge geneli aralıklı sağanak yağışlı geçecek. Rüzgar; bölgenin güneyinde güney yönlerden yer yer kuvvetli olarak (30-50 km/saat esecek.

BATI KARADENİZ: Parçalı ve çok bulutlu, bölge geneli aralıklı sağanak yağışlı geçecek.

ORTA ve DOĞU KARADENİZ: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren bölge geneli yağmur ve sağanak yağışlı geçecek.

DOĞU ANADOLU: Parçalı çok bulutlu, kuzey ve batısı ile zamanla bölge geneli yağmur ve sağanak yağışlı geçecek. Yağışların gece saatlerinde Erzincan, Tunceli ve Elazığ çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.

GÜNEYDOĞU ANADOLU: Parçalı çok bulutlu, öğle saatlerinde kuzey ve batısı, gece saatlerinde kuzey ve doğusu ile Şanlıurfa çevreleri sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. Bölgede toz taşınımı beklenmektedir.

***
YÜKSEK GÜVENLİKLİ SKANDAL

Ne MİT kontrolü, ne bluetooth avı, ne cep-tuvalet yasağı çare oldu… 2011 YGS’de, kopyanın sırrı, soru kitapçıklardan çıktı… ‘Özel şifre’ ile şıklar üzerinden gidilerek doğru yanıt bulunuyor. AKŞAM muhabirleri, Matematik testinde kalem oynatmadan 30 net yaptı! Özel Güvenlikli ‘YGS 2011’de akıllara durgunluk veren skandal… Kopyacı, soruların yanıtlarına ‘sınav salonunda’ ulaştı, hem de soru kitapçığından. ‘Temel Matematik’ testine gizlenmiş şifreyi bilenler, 40 soruda, 30 doğru cevabı dakikalar içinde işaretledi.

DEDİKODULARLA BAŞLADI
2010 KPSS’de yaşanan kopya depreminin ardından, çok geniş güvenlik önlemleri alınmıştı. Öğrencilere, kalem, şeker, su dağıtıldı. Kimi sınavların güvenliği MİT’e emanet edildi. Ancak yine olmadı. Geçen hafta yapılan ve 1.7 milyon öğrencinin katıldığı YGS’de ‘kopya’, soru kitapçıklarından çıktı. Hem de şeytani bir yöntemle. Olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı sınavın ‘Temel Matematik’ testine gizlenmiş şifreyi bilenler basit bir formülle 30 sorunun doğru yanıtına ulaştı.
Rezalet dedikodularla başladı. Şıklarda özel bir şifre olduğu söylentisi kulaktan kulağa yayıldı. Öğretmenler soruları çözdü, sınav kitapçığındaki formül gözler önüne serildi. Saymayı bilen herhangi birinin uygulayabileceği formül, rakama dayalı sorularda doğruyu veriyor.

AKŞAM DENEDİ
Testte yer alan 40 sorunun 30 tanesi soruyu okumaya gerek duymadan basit bir şifreyle çözülüyor. Formül, şıklardaki rakamların küçükten büyüğe doğru sıralanması üzerine kurulu. AKŞAM muhabirleri de formülü test etti, kalem oynatmadan 30 doğru yanıta ulaştı.

FORMÜLÜ KİMLER BİLİYOR?
Basit rakamsal cevapların yer aldığı diğer testlerde de aynı formülle doğruyu bulmak mümkün. Türk Eğitim-Sen üyesi öğretmenler diğer testlerde de benzer şifre olup olmadığı üzerinde çalışıyor. ‘Kitapçığın sırrını’ kimlerin bildiği ise merak konusu. Şimdi, ‘Sınav öncesi adaylara formül verildi mi?’ sorusu yanıt arıyor. Eğitimciler ise böyle bir şifrenin ancak ÖSYM cevap anahtarını hazırlayan kişiler tarafından yerleştirilmiş olabileceği görüşünde.

TÜRKİYE BUNU KALDIRAMAZ
KPSS’de yaşanan kopya skandalını da ortaya çıkartan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk şaşkın, endişeli. ‘Bu skandal değil, skandal ötesi bir durum’ yorumu yapan Koncuk’un sözleri şöyle: ‘Arkadaşlar inceliyorlar; Formül doğru mu, hangi kitapçıkta yapılmış. Doğruysa dava açarız. Buna iyi niyetle yaklaşamayız. Bizim arkadaşlarımız 40 matematik sorusunda 37 tanesinin formülle uyuştuğunu dile getiriyor. KPSS’den sonra Türkiye bunu kaldıramaz. Bunun üzerine gideceğiz. Bu formül sınava
girenlere verilmiş ise iş biter.’

5 MİLYON ÖĞRENCİ MERCEK ALTINDA
KPSS Eğitim Bilimleri testinde 350 kişinin tam puan alması kopya skandalını ortaya çıkarmıştı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatmış, ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan istifa etmişti. İstifanın ardından ise ÖSYM Başkanlığı’na Prof. Dr. Ali Demir getirilmişti. Savcılık, soruşturmayı genişletmiş ve son 10 yılın ÖSS sınavlarında başarılı olan 5 milyon öğrenciyi incelemeye almıştı. Şimdi ÖSYM’nin YGS’deki ‘şifre vakasına’ ilişkin yapacağı açıklama merak konusu oldu.

‘Şifre’ kapıdan kolay girdi
YGS 2011 için devlet çok geniş güvenlik önlemleri almıştı. Kopyanın önüne geçmek için,
– Kalem, silgi, kalemtraş, saat, şeker, peçete gibi ihtiyaçları ÖSYM sağladı.
– Adaylar, binalara girişte yoğun kontrolden geçti.
– Saç tokaları bile polis tarafından arandı.
– Çanta, cep telefonu, saat, kolye, küpe, yüzük, bilezik, broş gibi eşyalar, her türlü elektronik malzeme kapıda toplandı.
– Sınav başladıktan sonra adayların ilk 120 dakika ve son 15 dakika içinde sınav salonunu terk etmeleri yasaklandı. Sınav sırasında adayların kısa bir süre için bile olsa tuvalete gitmelerine, sınav salonundan çıkmalarına izin verilmedi.
– ÖSYM’yi temsil eden özel görevliler salonları dolaştı. Adaya özgü soru kitapçığının kullanıldığı sınavın ana soru kitapçığı ve cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesinden yayımlandı.
Ancak önlemler yetersiz kaldı. Kitapçıklardaki şifreyi bilenler ‘cevap anahtarına’ kolay ulaştı.

İŞTE O FORMÜL:
ÖZEL şifre, Matematik testinde, rakamların küçükten büyüğe doğru sıralanması üzerine kurulu. Şıkların altına, en küçükten en büyüğe doğru sıralama yapılıyor. Kendisiyle eşleşen rakam, sorunun doğru yanıtı. Hiç matematik eğitimi almayan biri, soru dahi okumadan formülle 30 doğru işaretleyebiliyor.

***
HER GELEN, BIRAKILAN NOKTADAN DEVAM EDER

Erdoğan, Ergenekon Savcısı Öz’ün görev yerinin değiştirilmesiyle gündeme gelen ‘süreç bitecek mi’ tartışmalarına noktayı koydu: Bunu ortaya koyanlar yargı sürecine yanlış yapıyorlar. Her gelen, bırakılan noktadan devam eder. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün görev yerinin değişmesinin süreci etkilemeyeceğini belirterek, ‘Her gelen, bırakılan noktadan devam eder’ dedi.
Başbakan Erdoğan, Londra’dan dönüş yolunda, AKŞAM Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’nın da aralarında bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkanlık tartışmalarından HSYK kararnamesine, Ortadoğu’daki gelişmelerden Erbil ziyaretine kadar pek çok konuda önemli mesajlar veren Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

‘SÜREÇ BİTECEK’ DEMEK YANLIŞ
– Özel Yetkili Ergenekon Savcısı Zekeriye Öz’ün görev yerinin değiştirilmesi çok eleştirildi…
Ben üzüntü duyuyorum. Gazetelere atılan başlıklar hoş değil. Zekeriya Bey bir görev ifa etti. HSYK, 200’ü aşkın hakim ve savcının atamasını yaptı, yerini değiştirdi. Zekeriya Bey Başsavcı vekilliğine getirildi. Yerine de Fikret Seçen Bey geldi. Ercan Şafak Bey de öyle. Turan Çolakkadı bey, Başsavcı oldu. Görev dağılımına bakıyorum, Ergenekon davası Fikret Bey’e bağlı. Farklı şey aramak yanlış. Süreç bitecek demek yanlış. Bunu ortaya koyanlar yargı sürecine yanlış yapıyorlar. Her gelen, bırakılan noktadan devam eder. Biz yürütmeyiz, yargının işine karışmayız. Yargıya müdahalemiz söz konusu değil. Yasamanın da içindeyiz. Türkiye hukuk devleti.

SURİYE’Yİ KAYGIYLA İZLİYORUZ
– Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, son açıklamalarından sonra koltuğunu koruyabilecek mi?
Kendisini 1- 2 gün içinde aramak istiyorum. Yapılan açıklamalar, Suriye’de ne tür yankı uyandırdı bunu görmek istiyorum. Hükümet değişikliğinden öte, olağanüstü hal uygulamasının kaldırılması, siyasi tutuklular dahil beklentiler vardı. Eğer bu beklentiler olmazsa pazartesi kendisine söyleriz.
– Libya gibi olmasından kaygılı mısınız?
Kaygıyla izliyoruz tabii. Kaygılı olmak istemem. Ancak en uzun sınıra sahip, aile ilişkileriyle Hatay, Halep, Kamışlı’da ciddi evlilikler var. Lazkiye civarından bile bizden yardım isteniyor.
– Bir göç dalgası olur mu?
Temenni ederim olmaz. Bizi sıkıntıya sokar.
– Suriye’de askeri müdahale bekliyor musunuz?
Öyle bir sürece girerse farklı olur. Tunus’ta 50 parti kuruldu. Daha da artacak. Mısır’da da parti sayısı artıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Bey’e, yönetime el koyan olağanüstü konsey başkanı Tantavi, ‘Seçimlerden sonra kim kazanırsa teslim edeceğim’ diyor. Asker sözü. 6 ay, bir yıl sonra yol haritası belirlenir. Sonra askerin uzaklaşması olabilir. Ama orasını da rahatlatacaktır.

Vekil sayısı 315 de olabilir 335 de
– 2007’de yüzde 47’yle 340 milletvekili çıkardınız. 106 bin kişiyle yaptırdığınız ankette bir projeksiyona gittiniz mi?
Bu, Meclis’e girecek grup sayısına bağlı. Üç mü dört mü olacak, ona göre değişir. Bu sayı 315 de olabilir, 335 de…
Bizim Kanun Hükmünde Kararname çıkarmamız devlet bakanlıklarını kaldırmak için. Çünkü devlet bakanlıklarının kadrosu, bütçesi yok. Devlet bakanlıklarının kurulması, bir zamanlar birilerinin gönlünü almak içindi. Bir yerde bakanlık çoksa buralarda kadrolaşma var demektir.

Cameron da sıcak bakmıyor
– Kraliçe 2. Elizabeth’le görüşmeniz nasıl geçti?
Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki durumla ilgili konuştuk. Son Türkiye ziyaretinden de çok etkilenmiş. Ticaret hacmini, 12 milyar dolardan iki katına rahatlıkla çıkarabiliriz.
– İngiltere Başbakanı Cameron, Libya’da muhalifleri silahlandırmaktan söz etti. Siz karşı çıktınız. İkili görüşmenizde konu açıldı mı?
O da aslında olumlu bakmıyor. Bizden böyle bir talebi olmadı. Bu konuyu ilk Obama söyledi. ‘Türkiye olarak böyle bir konu gündemimizde yok’ dedik.

Hic yıldızları saymadım
– Seçime yönelik anketlerde yüzde 45-50 gibi bir oranda gözüküyorsunuz. Sizin araştırmalarınız da aynı sonucu veriyor mu? Seçim beklentiniz nedir?
Biz ısrarla bir şeyi vurguladık. 2002 çıraklık, 2007 kalfalık, şimdi de ustalık dönemi diyoruz. İcraatlarımız halkın gözü önünde. Medya ne kadar kaçırırsa kaçırsın ortada. Kamuoyu yoklamalarını da intizamlı olarak yaptıran tek biziz. Üç ay kadar önce 106 bin denekle 81 vilayette araştırma yaptırdım. Partiyi kurarken de benzer bir araştırma yaptırmıştım. O zaman 42 bin denekle yapmıştık.106 bin deneğe, ilindeki millevtekillerinden memnun olup olmadıklarını sorduk. O zaman AK Parti milletvekillerinin durumu da ortaya çıkıyor. Kılıçdaroğlu ve avanesi benim oran verdiğimden bahsediyor. Ben oran vermeyi sevmem. Ben yıldızları hiçbir zaman saymadım. Seçim günü ortaya çıkar. Kadın ve gençlik kollarımız iyi çalışıyor. 6 bin civarındaki aday adayı için temayül yoklaması yaptık. Şimdi partide bu kişilerle ilgili ilk aşama çalışma bitti, ikinci başladı. Sonra benim de aralarında bulunduğum bir heyet daha inceleyecek. Gerekirse anında
kamuoyu yoklaması yaptırılacak.
– Seçim sloganı nedir?
Seçimde yeni bir anayasa önem arz ediyor. Bunun yanında ikinci derece ama en önemlisi 2023 olacak. 15 Nisan’da seçim beyannamesinin açıklanmasını yapacağız. 11 Nisan’a kadar arkadaşlar çalışacak. Benim de yapacağım çalışmalar var. Sonra arkadaşlar beni brife edecek. 500 milyar dolar ihracat, 2 trilyon milli gelir, 25 bin dolar kişi başına milli gelir, 500 bin konut, bir bu kadar duble yol…

BİR DÖNEM MOLA VERECEĞİZ
– Ustalık dönemi dediniz. Bu, üçüncü döneminiz ne yapacaksınız?
Bir dönem mola vereceğiz. Sonra devam edeceğiz. Bakarsınız mola hoşumuza gider tamamen bırakırız. Çekilip böyle sadece ‘danışmanlık verelim’ diyebiliriz.
– Bu dönemdeki son çalışma mı?
Türkiye artık dünya ülkesi, Kürt sorununu ilk ben söyledim. 2005’te Diyarbakır’da Kürt sorunu diye. Parti programında Kürt sorunu diyen biziz. Sayın Sezer’in de bulunduğu bir toplantıda, ‘Benim bu ifadeyi kullanmamdan niye rahatsız oluyorsunuz?’ diye sordum. Sonunda parti programımız halkın oyuna sunuldu ve kabul gördü. Ben programı konuşuyorum. Erbil sürecini gördünüz. Ben gittim. Kim rahatsız oldu? BDPÖ Kendileri sürekli Barzani ve Talabani’yle mekik dokur gibi görüştüler. Şimdi kestiler, ‘Kürt sorununu burada konuş’ diyorlar. Kandil ne işe yarar orada? Barış içinde işaret fişeklerini atalım. Bundan rahatsız olmaması gerekenler rahatsız oluyor. Hakkari, Diyarbakır’da yatırımdan rahatsız oluyorlar. Neden? Eskiden yapılmıyordu, ‘Devlet buraya yatırım yapmıyor’ diyorlardı. Şimdi bunlar ellerinden alındı. Okul, yol, hastane ne ihtiyaç varsa yapılıyor.

DESTEĞE İHTİYACIMIZ VAR
Bizim çok ciddi desteğe ihtiyacımız var. Medyanın bölgede yapılanları vermesi lazım. Bu veriler ortaya konulunca bunların iddiaları düşüp eriyecek. O zaman Kürt vatandaşlarımız nelerin olduğunu anlayacak. Kimin ne yaptığını görecek. Güneydoğu’ya yapılanları görünce ben de duygulanıyorum. Muş’tan Bitlis’e geçerken dağı delip tünel yapmışız. Bir yanından girip diğer yanından çıkıyor. Devletin elinin uzanmasıdır bu…

Halk sonuca varır
– Başkanlık sistemiyle ilgili referanduma gidebileceğinizi söylediniz…
Başkanlık sistemine girmeyelim. Seçim öncesi tekrar gündeme gelmesini istemiyorum. Seçim sonrası halk arasında tartışılır. Halk bir sonuca ulaşır. Halkın arasında tartışılmasını istiyorum.

HABERTÜRK

MİTHAT CAN DA KİM!

Ünlüler dünyasında aşklar saman alevi gibi. Güzel oyuncu Nurgül Yeşilçay ve Sezen Aksu’nun Oğlu Mithat Can’ın sürpriz aşkları henüz ikinci ayını doldurmadan sona erdi. Sürpriz aşk hızlı tükendi. Eşi Cem Özer’den ayrıldıktan sonra ünlü sanatçı Sezen Aksu’nun müzisyen oğlu Mithat Can’la aşk yaşamaya başlayan oyuncu Nurgül Yeşilçay, haftalarca magazin basınının en önemli gündem maddelerinden biri olmuştu. Geçen ay içinde ayrılık kararı alan ikili kısa süre sonra yeniden barışmıştı.

GECELERDE YALNIZ
Önceki akşam Beyoğlu Asmalımescit’te sabahın ilk saatlerine kadar eğlenen Nurgül Yeşilçay, birlikteliğiyle ilgili sorular yönelten gazetecilere verdiği cevapla ilişkisinin bittiğini açık ve net bir üslup la ifade etti. Yeşilçay, “Mithat Bey nerede, aşk hayatınız nasıl gidiyor?” diye soran gazetecilere, “Mithat Can da kim? O defteri kapattım” diyerek cevap verdi.

***

İŞ’TE DEĞİŞİKLİK!

İş Bankası’nda Özince’nin yerine gelecek isim belli oldu. İş Bankası Genel Müdürlüğü’ne Adnan Bali atandı. İş Bankası’nın Kamuoyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, şöyle denildi: ”Yönetim Kurulumuzun 1 Nisan 2011 tarihinde yapılan toplantısında, Sayın Ersin Özince’nin Yönetim Kurulu Başkanı, Sayın H. Fevzi Onat’ın Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak seçilmesi ve genel müdürlük görevinden ayrılma talebi kabul edilen Sayın Ersin Özince’nin yerine Bankamız Genel Müdür Yardımcısı Adnan Bali’nin Genel Müdür olarak atanması kararlaştırılmıştır.”

ÖNCE HT EKONOMİ DUYURDU
İş Bankası’nda gerçekleşen üst düzey yönetimdeki değişikliği ilk duyuran HT EKonomi oldu. İşte Genel Müdür Ersin Özince’nin görevden ayrılacağını bildirmesi üzerine finans dünyasının yeni genel müdürün kim olacağı yönündeki soruların cevabını haberinde kaleme alan Sefer Yüksel’in yazısının tamamı: İş Bankası’nda Ersin Özince’den boşalacak olan genel müdürlük koltuğuna bankanın Genel Müdür Yardımcısı Adnan Bali’nin atanacağı öğrenildi. Özince’nin ise yönetim
kurulu başkanlığından ayrılan Caner Çimenbiçer’in koltuğuna oturacağı ifade edildi. Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’nin, bankanın dün yapılan 87’nci Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın ardından istifa edeceğini açıklaması ekonomi çevrelerinde sürpriz olarak karşılandı.
Özince, düzenlediği basın toplantısında, görevini bırakma düşüncesini Genel Kurul’dan sonra Yönetim Kurulu’na en kısa zamanda ileteceğini belirtirken, emekli olmayacağını söyledi.

YEMİNDEN SONRA AÇIKLANACAK
Özince, yeni genel müdürün kim olacağı ve kendisinin bankada herhangi bir görev alıp almayacağı konusunda bir açıklama yapmazken, HT Ekonomi’nin edindiği bilgilere göre, İş Bankası’nın yeni Genel Müdürü halen bankada genel müdür yardımcılığı görevini yürüten ve 25 yıldır İş Bankası’nda çalışan Adnan Bali olacak.
Özince’nin bankada oturacağı yeni koltuk ise yönetim kurulu başkanlığı olacak.
Ersin Özince ve Adnan Bali’nin yeni görevlerine atanması ise mahkemede yemin etmelerinin ardından açıklanacak.

ÇİMENBİÇER AYRILDI
Çünkü, Bankalar Kanunu’na göre, yönetim kuruluna seçilen yeni üyelerin Asliye icaret
Mahkemesi’nde yemin etmeleri gerekiyor. İş Bankası’nın yeni yönetim kurulu üyelerinin bugün ya da yarın mahkemede yeminlerini ettikten sonra toplanması ve kendi içlerinde görev dağılımını yapmaları bekleniyor. İş Bankası’nın yeni yönetimine CHP’den 4 yeni üye atanırken, önceki 4 üye ise yönetimdeki görevlerinden ayrıldı. Öte
yandan dün gerçekleştirilen Genel Kurul’da 2 Nisan 2008 tarihinden itibaren İş Bankası Yönetim Kurulu başkanı olarak görev yapan Caner Çimenbiçer, banka yönetim kurulundan ayrıldı. Çimenbiçer’in ayrılması da Özince’nin yeni yönetim kurulu
başkanı olacağı iddialarını pekiştirdi.
Özince, dün sabahki basın toplantısında yeni genel müdürün ne zaman belli olacağı sorusu üzerine ise “Nisan ayı içinde belli olur” yanıtını vermişti.
Özince, genel müdürlük için de “Biz şube müdürünü yönetim kurulu üyesi yapabilen bankayız.
Dolayısıyla içimizden 50 tane şu anda genel müdür adayı çıkarabiliriz” dedi.

25 yıldır İş Bankası’nda
İş Bankası’nın yeni genel müdürü olarak göreve başlayacak olan Adnan Bali 1986 yılından bu yana İş Bankası’nda çalışıyor. 23 Nisan 1963 tarihinde Gaziantep Islâhiye’de doğan Adnan Bali, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu. 1986 yılında ODTÜ’den mezun olan Bali, aynı yıl açılan sınavı kazanarak Türkiye İş Bankası’nda Müfettiş Yardımcısı olarak meslek hayatına başladı. 1995 yılından itibaren Fon Yönetimi Müdürlüğü’nde Müdür Yardımcısı ve Grup Müdürlüğü yaptıktan sonra 1998 yılında aynı birimin başına müdür olarak atandı. 2002 yılından itibaren İş Bankası Şişli Şubesi ve 2004 yılından itibaren de Galata Şubesi Müdürlüğü
görevlerinde bulunduktan sonra 2006 yılında Genel Müdür Yardımcılığı’na getirildi. Bali, evli ve üç çocuk sahibi.

Birliğe 1 ay içinde yeni başkan seçilecek
Ersin Özince’nin İş Bankası Genel Müdürlük göreviyle birlikte Türkiye Bankalar Birliği yönetim Kurulu Başkanlığı da sona erecek. Bankalar Birliği’nde konuyla ilgili statünün lgili maddesine göre, Yönetim Kurulu Başkanı’nın genel müdürlük görevinin sona ermesi veya herhangi diğer bir nedenle başkanlığın boşalması halinde Yönetim Kurulu, Başkan’ın görev süresini tamamlamak üzere Yönetim Kurulu Üyesi bankaların genel müdürleri arasından 1 ay içinde ismen yeni bir başkan seçecek. Seçime kadar bu görevi vekâleten TBB Başkan Vekili olan TEB Genel Müdürü Varol Civil yürütecek.

İŞ’İN YENİ YÖNETİM KURULU
Hasan Koçhan
H. Fevzi Onat
H. Ersin Özince
Aysel Tacer
Prof. Dr. Savaş Taşkent
Füsun Tümsavaş
Aynur Dülger Ataklı (CHP)
Mete Başol (CHP)
Mustafa Kıcalıoğlu (CHP)
Hüseyin Yalçın (CHP)

YÖNETİMDEN AYRILANLAR
Caner Çimenbiçer (Yönetim Kurulu Başkanı)
İsmet Atalay (CHP)
Tuncay Ercenk (CHP)
Adnan Keskin (CHP)
Ali Sözen (CHP)
Tülin Aykın (Üye)

***
HÜRRİYET

İŞTE AHMET ŞIK’IN KİTABINI OKUYAN BAKAN

“Kitabı okumaya bu akşam başlayacağım…”

Cümlede bahsedilen, tutuklu gazeteci Ahmet Şık’ın olay kitabı; İmam’ın ordusu.

Cümleyi kullanan ise çarpıcı bir isim; Bir Bakan.Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün. Bakan Ergün’le dün öğleden sonra sohbet ettik. Siz bu satırları okurken, Ahmet Şık’ın kitabına başlamış, belki de yarılamış olacak. Uzun süre Ak Parti Grup Başkan Vekilliği görevini yapan, ardından bakanlık görevine getirilen Nihat Ergün’le, hemen her konuyu konuştuk. Tabii, Türkiye’de bugünlerde en popüler konu olan, Ahmet Şık’ın mahkeme kararıyla daha basılmadan kopyaları toplatılan kitabına da değindik.

İmam’ın Ordusu kitabını, yayınlandığı internet sitelerinden binlerce kişi indirdi. Öğrendik ki, Bakan Ergün de bunlardan biri. Ergün’e, “Ahmet Şık’ın kitabı internet aracılığıyla size de geldi mi? Okumaya başladınız mı” diye sorduk. Ergün, “Bugün okumaya başlayacağım” dedikten sonra ekledi; “Ben kitapta bir şey olduğunu sanmıyorum. Zaten önemli bir bölümü alıntıdır, başka kitaplardan. Çünkü bir kitabı baştan sona yazması gerekmiyor, o konuda yazılmış bir sürü şey var, makale var, kitaplar var…”

ORTADA BİR İDDİA VAR DOĞRU MU DEĞİL Mİ BİLMİYORUZ

Ergün önemli bir noktaya dikkat çekti sohbette; “ortada kitaptan bağımsız bir durumun olduğunu” vurguladı ve bunu açıkladı;“Arada bir çizgi var. Kitaptan bağımsız durum şu: Bir soruşturma, kovuşturma, yargılama var. Bu bir silahlı terör örgütü yargılaması. İçinde muvazzaf askerler, emekli askerler, polisler, akademisyenler, gazeteciler, işadamları falan. Devam ediyor, örgüt yargılanıyor. Ama bu süreçte, örgüt, bu yargılama faaliyetlerini etkileyecek eylemler de yapıyor, iddiaya göre. Canlı unsurlar var veya yeni kişileri devreye sokmaya çalışıyor. Kendini kurtarmaya çalışıyor örgüt. Belki yeni bir eylem yapmaya çalışmıyor ama kamuoyu yaratmaya ve kendini kurtarmaya çalışıyor. Bunu yaparken de yargıçları, savcıları, emniyet teşkilatını, hükümeti töhmet altında bırakan, karalayan bir kara propaganda yapıyor. Örgütün böyle bir faaliyeti var, deniyor. Ama bu böyle mi değil mi bilmiyoruz.”

“KİTAPTA HİÇBİR ŞEY DE OLMAYABİLİR…”

Bakan Ergün, kitapta hiçbir şey olmayabileceğine de dikkat çekiyor;

“Okuduğumuz zaman bakarız. ‘Bu amaca hizmet edebilecek niteliktedir’ ya da ‘değildir’ deriz. Acaba bu kişi ‘örgütün amacı için bu kitabı yazayım’ mı dedi? Yoksa ‘bu popüler bir konu, kamuoyunda satar, benim de popüleritemi artırır’ diye mi düşündü? Eğer ikincisiyse bu davaya girmemeli.

Eğer Ahmet böyle bir bağlantı içine girmişse, bu işin unsuru haline geldiği, örgütün kara propagandasının unsuru haline geldiği için yargılanacaktır. Ama biz böyle bir bağlantı olup olmadığını bilmiyoruz. Deliller nelerdir, iddialar nelerdir bunu ne zaman anlayacağız, iddianame ortaya çıktığında.”

BU YÜZYILDA GİZLİLİK DE YASAK DA YOK

Bakan Ergün’e, Ahmet Şık’ın kitabının internete sızınca, birkaç saat içinde binlerce kişi tarafından indirildiğini hatırlatıyoruz.

“Teknoloji karşımıza iki şey çıkarıyor” diyen Bakan, bunları şöyle anlatıyor;
“ilki, suç işlemek isteyenler, darbe, şu bu, hangi suçu işlerlerse işlesinler teknoloji öyle bir noktaya geldi ki; 21. yüzyılda gizlilik, diye bir şey yok. Gizleyemezsiniz. İşlemek istediğiniz ya da işlediğiniz suçu gizleyemezsiniz. Bir şekilde ortaya çıkar.”

Bakan Ergün’e göre, teknolojinin karşımıza çıkardığı ikinci unsur ise, yasaklamanın giderek zorlaşması;

“Yasaklamak istiyorum diyebilirsiniz. Ama 21. yüzyıl öyle bir yüzyıl ki her şeyi yasaklayamazsınız. YouTube yasak. Ama dolambaçlı yoldan, arkadan yayında. O zaman devlet kendi kendine yasak koymuş oluyor. Demek ki devletler de 21. yüzyılda her şeyi yasaklamanın mümkün olmadığını görmeliler. Suç işlemek isteyenler de gizlilik olmadığını görmeliler. Herkes bunu görse daha iyi bir noktaya varırız. Yani 21. yüzyıl gizli saklı işlerin yapılacağı bir yüzyıl değil.”

DARBE YARGILAMASI YAPILIYOR

Bakan Ergün, Ahmet Şık’ın yargılandığı davayı “silahlı bir örgüt yapısının yargılaması, darbe soruşturması ve yargılaması” olarak nitelendiriliyor. Bu davanın parçaları ile alakalı başka yargılama süreçlerinin olduğunu anımsatatan Bakan’ın saptaması önemli;
“O yargılama süreçleri konusunda bir takım usul hataları, gereksiz atraksiyonlar yapıldığına dair eleştiriler var. Ama usul hataları var mı yok mu, ben böyle bir bilgiye sahip değilim…”

Ergün, Ergenekon davasında hata olup olmadığı konusunda doğrudan girmemeyi tercih ediyor. Genel ifadeler kullanmayı seçiyor. Ergün’ün mesajı şu;

“genel olarak bütün yargılama süreçlerinde yargılama hataları yapılabilir. Savcıların iddianameleri peşinen kabul ya da peşinen reddedilemez. Eğer böyle olsaydı mahkemelere, hakimlere gerek olmazdı” mesajı verdi.

Ardından bu sözlerini açıklıyor;

“İnsanlar savunma yapacaklar, hakimler dinleyecekler, delilleri bir de onlar gözden geçirecekler. Sonunda karar verecek bir mercii var. Onun için iddianamelerde söz edilenler için bunlar ‘mutlak doğrudur’ diyebiliyor muyuz? Mutlak doğruysa hiç mahkemeye gerek yok.

Bunlar yanlıştır, diyebiliyor muyuz. Bunlar külliyen yanlışsa da mahkemeye ne gerek var? Mutlak doğru, mutlak yanlış diyemeyeceğimiz şeyler. Yargılama sırasında da hakimler yanılabilirler. İyi bir analiz yapamayabilirler, delilleri eksik yorumlayabilirler. Mahkemeye bütün deliller intikal etmemiş olabilir. Olmuyor mu?”

İDAMIN GERİ DÖNÜŞÜ YOK

Ve Türkiye’de, özellikle Kayseri’de çocukların kaçırılıp öldürüldüklerinin ortaya çıkmasından sonra yeniden tartışmaya açılan idam cezası konu.

İdam cezasının kaldırılmasının en önemli nedenlerinden birisinin, yargılamadaki muhtemel hatalar olduğunu anımsatan Ergün, 10 yıl sonra öyle bir belgeye ulaşılıp adamın suçsuz olduğunun anlaşılabildiğini, ancak idam uygulandığında geri dönüşünün olmadığını vurguladı.

Bu nedenle dünyada idam cezalarına karşı bir akım geliştiğini. AB ekseninde hareket ettiği için Türkiye’nin de bu cezayı kaldırdığını söyleyen Ergün, şöyle konuştu:

“BU SUÇLARI İŞLEYENLERİN İDAMI HAK ETMEDİĞİNDEN DEĞİL…”

“Yoksa bazı suçları işleyenlerin idamı hak etmediğinden değil. Dünyada idamı hak eden suçlar da işleniyor toplumlarda. Ama madem ki yargılama hataları yapılabiliyor, bazı insanların yıllar sonra suçsuz oldukları anlaşılabiliyor. O zaman idam cezası olmasın ki bu yargılama hataları sonrası, geç de olsa dönüş yapabilelim.”

BİLMEDEN TARTIŞIYORUZ

Peki ya Ergenekon davası? Bu davada yargılama hatası var mı?

İşte Bakan Ergün’ün sözleri:

“Bu davalarda soruşturma hatası var mı? Bu, bugün itibariyle bizim bilebileceğimiz bir şey değil. Bilmeden tartışıyoruz bazı şeyleri. Herkes eksik bilgiyle tartışıyor. Eksik bilgiyle tartışınca yanlış sonuca varıyoruz. Yargılamayı adeta kendimiz yapmış oluyoruz. Kimini suçlu, kimini suçsuz ilan ediyoruz. Hangi bilgilerle yapıyoruz? Soruşturma safhalarına vakıf mıyız? Birini seviyorsak, yok ya yapmamıştır, diyoruz. Veya kızıyorsak, yapmıştır, zaten onda bu potansiyel vardı, diyoruz. Ama böyle olmaz. Tartışmalar yanlış mecrada gidiyor. Bana sorarsan bir yerde durmamız lazım.”

***
KiTAPÇIĞIN ŞİFRESİ

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda basına dağıtılan kitapçıktaki cevap şıkları şifreli çıktı. Artvin’de söylentiyle başlayıp çözülen şifre, çok da basit: Matematik testindeki 20 soruda, cevap şıklarını küçükten büyüğe sıralayıp, sıralanmamış şıklarla çakışanı buluyorsunuz. Bu şık, sorunun doğru cevabını veriyor. Çakışan birden fazla şıklar için de basit iki formül daha var. Bu şifreleri bilip sınava giren için, soruları okumadan 40 matematik sorusundan 38’ini çözmek, sadece birkaç dakika sürüyor.YAKLAŞIK 1.5 milyon öğrencinin 27 Mart’ta katıldığı Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nın (YGS) basına dağıtılan test kitapçığında matematik cevap şıklarının şifrelendiği ortaya çıktı. Artvin’de söylentiyle başlayan ve öğretmenlerce çözülen formüle göre 40 soru bulunan Temel Matematik testinde cevap şıkları sayısal olarak küçükten büyüğe sıralanıp, soruyla üst üste konulduğunda çakışan şık doğru çıkıyor. Biz de aynı sistemi uyguladık ve cevaplarında rakamlar yer alan 20 soruda formulün tuttuğunu belirledik. Şıklar, küçükten büyüğe sıralandığında çakışan iki şık varsa, küçük olan şık doğru cevabı veriyor.

İstisnalar da ‘şifreli’

Hiçbir şıkkın çakışmaması durumunda, cevaplar büyükten küçüğe sıralanıyor ve çakışan şık doğru oluyor. Bu şifreye uyan 5 soru var. Hepsinin çakışması durumunda cevap ilk çakışan, yani “a” oluyor. Bu formüle uyan yine 5 soru var.
Harf kullanılan (a, b, c gibi) 3 soruda, alfabetik sıraya göre şıklar diziliyor; çakışan şık doğru cevabı veriyor. “x, y, z”li 3 soruda ise “x” değişken yerine 1 yazılıp işlem yapılınca, küçükten büyüğe kuralı işliyor. Matematik harici testlerde de benzer ya da farklı bir formülün uygulandığı öne sürülüyor. Formülün tesadüf olup olmadığı, sınav öncesinde bazı adayların eline geçip geçmediği merak konusu oldu. Kamuoyu, ancak diğer kitapçıklardan örneklerin açıklanmasıyla tatmin olacak.

1.5 milyon öğrenci katıldı

YGS’ye bu yıl 1 milyon 512 bin öğrenci katıldı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bazı sorularda hata tespiti yapıldı. Tartışmalar iki matematik sorusu üzerine yoğunlaşırken dün Artvin’de önce söylentiyle başlayan, uzmanlarının konuya eğilmesiyle ortaya çıkan şifre olayı, matematik soruları başta, YGS’nin tümünü tartışmalı hale getirdi.

UZMANLAR UYGULADI VE DOĞRULADI

Uzmanlar Hürriyet’e geldi ve haberimizi inceledi. Sonucu doğrulayan (soldan sağa) Fatih Ayan (Matematik Öğretmeni, Uğur Dershaneleri), Alparslan Alemdar (Uğur Dershaneleri Genel Müdürü), Mehmet Büge (Yenilikçi Eğitim Araştırma Merkezi Direktörü Bahçeşehir-Uğur Eğitim Kurumları), Adil Kurt (Uğur Dershaneleri Matematik-Geometri Bölüm Başkanı) bu formülün rakam bulunan Türkçe ve Sosyal Bilimler testinde de işlediğini ortaya çıkardılar.

ÖSYM’DEN YANIT
Zekice ama doğru değil

YGS’de bazı soruların belli şifreyle doğru cevaplandırılabileceği iddialarına ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, “İddia sadece basına dağıtılan master kopyalar için doğru ancak sınavda her adayın soru kitapçığı, soruların yeri ve cevapların yeri birbirinden tamamen farklı” dedi. Demir, şunları söyledi:

‘Basına dağıtılan kopya için geçerli’

“Bulan arkadaş bayağı zekiymiş. Ama bu sadece basına dağıttığımız kamuoyuna açıkladığımız kopyalarda bulunabilecek bir şey. ‘ÖSYM, doğru cevabın yerini aynı tuttu, şıkları değiştirdi. Küçükten büyüğe yazıldığında çakışan şık doğru’ deniyor. Ama bu sadece master kopyalarda geçerli. Adaylara dağıtılan soru kitapçıklarında böyle bir mantıkla sorulara doğru yanıt vermek mümkün değil. Asıl kitapçıklarda şıkların hepsi birbirinden ayrı. Kamuoyuna açıklanan soru kitapçıkları matbaaya verilirken, eski cevap sıralama alışkanlığı ile doğru cevaplar yerini korumuş, diğerleri yer değiştirmiş halde basılmış. Basına verilen kopya kitapçıklar hiçbir öğrenciye verilmedi. Zekice bir buluş. Ama maalesef doğru değil.”
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan da “Gerçek kitapçıklarda iddia edilen formülle bulmaları mümkün değil. Soruların yeri, şıkların yeri her aday için birbirinden farklı. Sadece basına dağıtılan master kopyalarda denilen formül doğru çıkıyor. Kimse gerçek aday kitapçıklarının ne olduğunu görmeden emin olmasın” dedi.

***
OBAMA’DAN ‘SOYKIRIM’ DEMESİNİ RİCA ETTİM

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Ermenilerin “Soykırımı Anma Günü” olarak adlandırdığı 24 Nisan öncesi ABD Başkanı Barack Obama’dan geleneksel başkanlık açıklamasında bu yıl “soykırım” sözcüğünü kullanmasını şahsen istediğini açıkladı.Erivan’daki İsviçre Cumhurbaşkanı Micheline Calmy-Rey’le birlikte katıldığı önceki günkü basın toplantısında konuşan Sarkisyan, “ABD Başkanı’nın bu yılki mesajından ne beklentimiz var” şeklindeki soruya, “İsteğimiz hep ABD Başkanı’nın mesajında somut değerlendirmelerde bulunması ve “Ermeni Soykırımı” sözünü kullanmasıdır. Ben şahsen kendisinden bu sözü kullanmasını rica ettim. En iyisi isteğin gerçekle çakışmasıdır. Umarız bu kez böyle olacak” dedi. Cumhurbaşkanı, “Bizim ABD yönetiminden bu konuda kesin tavır koyması için defalarca taleplerimiz oldu. Başkan Obama beklentilerimize rağmen soykırım ifadesini kullanmazsa üzülmeyeceğiz, bunun yerine mücadeleye devam etmeliyiz” diye konuştu. Obama, iktidara geldiğinden beri “soykırım” kelimesini kullanmadı, onun yerine 1915 olayları için Ermenice “Meds Yeghern (Büyük Felaket)” ifadesini tercih etti.