2019 ayakların yere bastığı yıl olacak

2019 ayakların yere bastığı yıl olacak

TBMM’deki siyasi partilerin ekonomi kurmayları ile medyada iktisatçı ve köşe yazarı olarak lanse edilen insanların büyük çoğunluğu Türkiye’nin sürekli cari açık vererek büyümesinde hiçbir sorun görmüyor! Bunların sistemin ara sıra kaçınılmaz olarak girdiği dar boğazlara, kur artışlarına ve enflasyona karşı öngördükleri tek şey de faiz silahı!

Ancak artan fiyatlar genel seviyesi ve yüksek faiz ortamı piyasalarda nakit sıkıntısı yaratıyor ve işletmelerin bilançolarını bozuyor. İflaslar ve işten çıkarmalar artıyor. Bu durumda Merkez Bankası’nın para hacmini büyütmesi gerekiyor. Ancak ipotekli mortgage kredileri karşılığında Merkez Bankası’nın örtülü parasal genişlemeye destek vermesi fikrini piyasalar beğenmemiş ve kur bir anda yukarı doğru hareketlenmişti.

Serbest piyasacıların her derde deva olarak gördüğü faiz artışları bütün piyasaları kurutarak reel sektörü ve esnafı öldürmekten başka işe yaramamakta, para politikaları tek başına etkili olamamaktadır. Yüksek faizle vurgun vurup düşük kurla kaçmak isteyen uluslararası tefeci sistem için uydurulan ‘’merkez bankaları bağımsız olmalıdır’’ sözü masaldan ibarettir. Hükümet savunma, sağlık, güvenlik ve eğitim dışında tasarruf yapmalı ama enflasyonun maaş ve ücretleri aşındırarak iç talebi boğmasına izin vermemelidir.

TL’nin zayıflaması ihracatı artırarak ithalatı azaltmış ve ekonomi cari fazla verir duruma gelmiştir. Bunun neticesi olarak büyüme düşse de sağlıklıdır ama artan genç bir nüfusa sahip olan ülkemiz için sürdürülebilir değildir. Sürdürülebilir sağlıklı bir büyüme için kurun reel olarak değer kazanmaması ve bunun istikrarlı bir şekilde devam edip ithal ikamesi için uygun ortamı yaratması gerekmektedir. Ekonominin esas olarak iç taleple büyüyen ve asgari ithalata dayanan bir yapıya kavuşması lazımdır. Ekonominin tam istihdamla çalışması da bu şekilde gerçekleşebilir.

Dolayısıyla, “serbest piyasa’’ ezberini bırakıp bir an önce planlı karma ekonomiye geçmeliyiz. Sanayicimizi, Kobilerimizi, esnafımızı korumalıyız. Coğrafyamızda “belirleyici ülke” konumuna gelen Türkiye’nin döviz girişine fazla bağımlı olmayan üretken bir ekonomik alt yapıya ihtiyacı var. Savunma sanayiinde başardığımız olağanüstü atılımı başka stratejik sektörlerde de gerçekleştirmek zorundayız.

Yeni yıla taze umutlarla girmek gerekir ama 2019 da tüketim histerisi ile pompalanan geçmişteki hesapsız harcamalarımızın faturasını ödemeyi sürdürdüğümüz bir yıl olacak. En azından ikinci yarısına kadar… Bu aslında bir bakıma normalleşmedir ve yaşadıklarımızdan ders alarak ayağımızı yorganımıza göre uzatmanın gereğini kavrayabilirsek kazanç sayılmalıdır.

2019 her şeye rağmen umutların gerçekleştiği, güzelliklerin yaşamımızı doldurduğu bir yıl olsun!

Sadece paylaşmak için...Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin
Share on Tumblr
Tumblr
Email this to someone
email
Print this page
Print

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*